If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:10:34

Duygular: Serebral Yarım Küreler ve Prefrontal Korteks

Video açıklaması

İşte karşınızda, beyin. Beynin yukarıdan görünüşü. Gözleri de çizeyim ki önü neresi, arkası neresi belli olsun. Ön tarafı burası arkası da burası. Dediğim gibi beyne yukarıdan bakıyorsunuz şu an. İyi de, niye bakıyoruz? Çünkü beynin "serebral korteks" adı verilen özel bir bölgesinden ve bu bölgenin duygular üzerindeki rolünden bahsedeceğiz. Serebral korteksi oluşturan kısımlar birçok farklı şekilde sınıflandırılabilir. Biz, duygularla ilgili kısımlarını inceleyeceğiz. Beyni, iki yarım küre olarak düşünebilirsiniz. Sol yarım küre ve sağ yarım küre. Beyni tam ortadan diklemesine ikiye böldüğümüzde bu iki yarım küreyi elde ediyoruz. Bu taraf sol, bu taraf da sağ yarım küre. Sol ve sağ yarım küreler arasında birtakım farklar var. Araştırmacılar, olumlu duyguların beynin sol tarafında, sağ tarafta olduğundan daha çok elektriksel faaliyet yarattığını gözlemledi. Olumsuz duygularsa daha çok sağ yarım kürede gerçekleşiyordu. Bu sonuca nasıl ulaştıklarını merak ediyor olabilirsiniz. Bir araştırma sırasında, katılımcıların bir televizyon ekranına bakmasını istediler. Bir televizyon çizeyim. Bu araştırma yıllar önce yapıldı. O zamanlar televizyonlara tavşan kulak antenler takılırdı. Anteni de çiziyorum. Katılımcılara, mutluluk veya tiksinti tetikleyen videolar izletildi. Mutlu videolar, günümüzde herkesin paylaştığı Youtube videoları gibi videolardı. O zamanlar Youtube yok tabii. Ama mantık aynı. Oyun oynayan yavru köpekler, çiçekler hayvanat bahçesinde banyo yapan goriller filan, filan, filan. Bu sonuncusu insanları mutlu ediyor olabilir ama benim aklıma gelmezdi şahsen. Katılımcılara bir de tiksinti tetikleyen videolar izletildi. Bunlar şok edici videolardı. Üçüncü derece yanıklar, veya ürkütücü bacak kesme görüntüleri gibi olumsuz şeylerdi. Katılımcılar bu görüntüleri izlerken, araştırmacılar onların yüz ifadelerini videoya aldı. Ayrıca EEG cihazıyla beyin faaliyetlerini de kaydettiler. EEG, beyindeki elektriksel faaliyeti görüntülemeye yarayan bir cihaz. Sonuçta, mutlu videoların beynin sol tarafını aktive ettiğini gözlemlediler. Çünkü bu güzel görüntüler, olumlu duygular yaratıyordu. Tabii bu demek değil ki sağ yarım kürede hiçbir faaliyet yoktu. Ama sol taraftaki faaliyet daha fazlaydı. Tiksindirici görüntülerdeyse tam tersi geçerliydi. EEG okumalarına göre, bu videolarda sağ yarım kürenin faaliyeti artmıştı. Çünkü tiksindirici videolar, korku ve tiksinme gibi olumsuz duyguları tetiklemişti. Beyin gibi çok karmaşık bir yapıyı basitçe ikiye ayırıp sağ ve sol yarım küreler olarak inceleyebiliyor olmamız çok ilginç öyle değil mi? Sol yarım küreyi olumlu, sağ yarım küreyiyse olumsuz duygularla ilişkilendirebiliyoruz. Tabii sağ ve sol yarım kürelerin görev ayrımı bundan ibaret değil. Mesela sosyal etkileşimlerde karşılaştığımız farklı durumlar ne kadar dışa dönük veya sosyal olduğumuza bağlı olarak beynimizin bir yarım küresini daha aktif hale getirebiliyor. Başka bir araştırmada, araştırmacılar, grup halinde oyun oynayan 4 yaşındaki çocukları inceledi. Buraya birkaç çocuk çizeyim. Araştırmacılar, grup halinde etkileşim kuran çocukları gözlemledi. Mesela güzel bir oyuncağı paylaşan bu iki çocuğun yüz ifadelerini incelediler. Bu çocuklar gülümsüyordu. Belli ki çok güzel vakit geçiriyorlardı. Ama bazı çocuklar, yalnız oynamayı tercih ediyordu. Mesela bu çocuk yapayalnız oturuyordu. Kaşlarını çatmış, öylece. Araştırmacılar, farklı davranışlar sergileyen bu çocuklar üzerinde az önce bahsettiğimize benzer bir deney yaptı. Çocukların EEG kayıtlarını incelediler ve ilginç sonuçlara ulaştılar. Grup halinde oyun oynayan daha sosyal çocukların beyinlerinin sol yarım küresindeki faaliyet artmıştı. Buraya "sosyal" yazıyorum. Diğer yandan, bu arkadaş gibi yalnız kalmayı tercih eden çocukların sağ yarım küre faaliyetlerinde bir artış gözlemlendi. "Yalnız" yazıyorum. Tabii konuya dair başka araştırmalar da yapıldı. Mesela bir araştırmaya göre, beyninin sol yarım küresi daha aktif olan insanlar daha ilgili, daha neşeli ve heyecanlı olma eğiliminde. Sağ yarım küresi daha aktif olanlarsa, genellikle daha çekingen, ürkek kaçıngan ve mutsuz oluyor. Böylece, beyin yarım kürelerinin duygular üzerindeki rolüne şöyle bir göz atmış olduk. Serebral korteksi işlevsel bölümlere ayırarak da inceleyebiliriz. Şuradan birkaç şeyi silip kendimize bir yer açalım. Şekilde, beynin farklı işlevlere özelleşmiş bölümleri farklı renklerle gösterilmiş. Ama biz, prefrontal kortekse yoğunlaşacağız. Prefrontal korteks. Prefrontal korteks, beynin ön tarafı. Alnınızın hemen arkasında kalan kısım. Dil veya bilgi işlem gibi yüksek seviyeli işlevlerden beynin bu bölümü sorumlu. Yani insanı insan yapan yer, burası. Matematik problemlerini bunun sayesinde çözebiliyoruz. Felsefi meseleleri bu kısım sayesinde düşünebiliyoruz. Beyin faaliyetlerine "serebral aktivite" dendiğini duymuşsunuzdur. Bu terim, adını serebral korteksten alıyor. İşte, prefrontal korteks de serebral korteksin bir parçası. Dediğim gibi, prefrontal korteks beynin, insanı farklı kılan kısmı. İnsanlarda, prefrontal korteks çok gelişmiştir. Bu gelişimin büyük kısmı doğumdan sonra gerçekleşir. Hani "İnsan yaş ilerledikçe olgunlaşır," derler ya, işte o misal. Prefrontal korteks sayesinde problem çözebiliyor, karar verebiliyor ve sosyal ortamlardaki davranışlarımızı belirleyebiliyoruz. Muhtemelen iş mülakatindeki davranışınızla maç izlerken sergilediğiniz davranış bir değildir. Aynı ise bile iş mülakatinde ve tribünde nasıl davranılması gerektiğine dair norm ve beklentilerden haberdarsınızdır. İşte bu bilgiyi, prefrontal korteksiniz sağlıyor. Buna değindim, çünkü başka bir videoda amigdala'dan söz etmiştik. Amigdala, korku, endişe, öfke ve saldırganlığa yol açıyordu. Eminim hayatınızın bir noktasında birilerine karşı çok büyük bir öfke duymuşsunuzdur. Böyle durumlarda insanın içinden, bazen o kişiye saldırmak, fiziksel olarak vurmak gelir. Ama çoğu kişi bunu yapmaz. Neden? Çünkü prefrontal korteksleri iyi gelişmiştir. Şiddetin çözüm olmadığını anlayabilirler. Ne hissederlerse hissetsinler, kimseye saldırmamaları gerektiğini bilirler. İşte, insana kendisini frenleme yeteneğini veren şey, prefrontal kortekstir. Sosyal durumlardaki davranışlarımızı büyük oranda o şekillendirir. İlginç bir soru sorayım: Prefrontal korteksimiz zarar görürse ne olur? Nasıl davranırız? Bunun çok meşhur bir örneği var. Birinin hakikaten başına gelmiş bu. Adı Phineas Gage. Sene 1848. Phineas Gage, 25 yaşında bir demiryolu işçisiydi. Demiryolu çiziyorum. Çalıştığı demiryolu inşaatında, yola yer açmak için kontrollü patlatmalar yapılıyordu. Ve Phineas Gage bu işlemleri denetlemekle sorumluydu. Patlamaları böyle izliyordu. Yine böyle bir patlama sırasında, bir demir çubuk fırlayarak Gage'in kafatasından içeri girdi. Kafasının bir tarafından girip diğer tarafından çıktı. Bu sırada, Gage'in prefrontal korteksinin büyük bölümünü tahrip etti. Gage, kazadan sonra bambaşka birine dönüştü. Kazadan önce, arkadaşları tarafından çalışkan biri olarak tanınır; sevilir, sayılırdı. Fakat geçirdiği kafa travmasından sonra, kaba, huysuz küfürbaz biri haline geldi. Kötü davranışlar sergilemeye başladı. Çünkü artık işlevsel bir prefrontal korteksi yoktu. İşte, prefrontal korteks böyle bir şey. Yani "İnsanı insan yapan şey nedir," diye merak edecek olursanız cevap alnınızın hemen arkasında. Adı da, prefrontal korteks.