If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:7:13

Video açıklaması

Grip virüsü saldırırsa.... Şimdi, gribin vücudumuz için neden bu kadar zararlı olduğunu ve grip olduğumuzda kendimizi kötü hissetmemizin sebeplerini tartışalım. İşe, Grip virüsünü buraya çizerek başlıyorum. Bu bizim influenza virüsümüz… İNFLUENZA VİRÜSÜ. Bu virüste hatırlamamız gereken birkaç yapı var. Bildiğiniz gibi, virüsün dışında bir çeşit koruma var. Peki, bu korumanın içerisinde ne var? 8 RNA parçacığı… 8 parça RNA. Bu RNA önemli, çünkü insan hücresinde, bizim hücrelerimizde, - şimdi buraya bizim hücrelerimizden bir tane çizeyim- İnsan hücresinde RNA yerine DNA var. Bu bizim hücre çekirdeğimiz. Ve hücre çekirdeğinin içerisinde de DNA'mız var. Buradaki de DNA'mız. Virüsün RNA'sı, bizim de DNA'mız var. İnsan hücresinin dışında da, -önce bunu bir adlandıralım- bu bir İNSAN HÜCRESİ. İnsan hücresinin dışında SİALİK ASİT diye bir şey vardır. Buralarda bulunan ufak şeritler… Buradan çıkıyorlar. Bunları gerçekte olduklarından daha büyük çizdim. Aslında bu kadar büyük değiller. Bu ufacık şeylere sialik asit deniyor. Bu sialik asit, grip virüsünün hücrelerimize nasıl girip çıktığını anlamamız için önemli. Grip virüsünün dışında, hatırlayalım, ne vardı? bir çift protein vardı. Bu proteinlerden birini bir ele benzetmeye çalışarak buraya çizeceğim. Şöyle küçük bir el… Bu proteine HEMAGLUTİNİN deniyor. Gerçi daha önce H proteini olarak ifade etmiştim, siz de isterseniz aynı ismi kullanabilirsiniz, ama tam ismi hemaglutinindir. Bu hemaglutinin, hücreye girmesinin ilk yolu bu olduğundan sialik aside tutunur ve kendisi önemli bir arkadaşımızdır. Burada, virüsün dışında başka bir protein daha var. Onu da bir makas gibi çizeceğim, eveet böylece ne işe yaradığını hatırlamamız kolay olur. LiBunun adı da nöraminidaz… birazdan bunun ne işe yaradığını anlatacağım. Şimdilik bunu geçebiliriz, ne demiştik? Hücreye girmek için ilk adımın, hemaglutininin sialik aside tutunması demiştik. Grip virüsü içeriye girince, RNA parçaları serbest kalır ve hücre çekirdeğine doğru harekete geçerler. Hücre çekirdeğinin içine girince, kendilerini DNA ile aynı ortamda bulurlar. Ve burada idareyi devralırlar. Bu küçük RNA'lar, kendilerini kopyalamaya başlar ve insan hücresini bir çeşit fabrikaya dönüştürmeyi amaçlarlar. Küçük protein ve viral protein üreten bir fabrika yaratmak isterler ve viral RNA üretirler. Bu durumda hücre, görevlerini yerine getirmekte zorlanır. İnsan hücresinin yerine getirmesi gereken görevleri var, ama viral RNA tarafından ele geçirildiği için hücre, bunları yapmaya ne kaynak ne de zaman bulabilir. Böylelikle viral RNA, bir fabrikaya dönüşerek, kendisinden daha da çok kopya üretmek ister. Size nasıl olduğunu göstereyim. İşte İşte bir yavru hücre, diyelim ki burada duruyor. Düzgün bir resim olması için burayı biraz temizleyelim… bunun gibi bir şey olsun. Evet, bu bizim diğer taraftaki yavru hücremiz. Bu hücreler artık insan hücresinden ayrılmaya çalışacaklar, değil mi? Artık oluşumları tamamlanmış ve gitmeye hazırlar. Tahmin edin nereye gitmek isteyecekler? Amaçları bu süreci devam ettirmek olduğu için, tabii ki, ele geçirebilecekleri başka bir insan hücresine gidecekler. Diyelim ki, aşağıda bir insan hücresi var ve bir tane de burada, yukarıda olsun. Artık bu virüsün yeni hedefleri var. Bu virüs, yeni hücreler bulup hemaglutinini tekrar kullanarak içlerine sızmaya çalışacak. Ama bunu yapabilmesi için, önce serbest kalması gerekiyor, değil mi? Hala sialik aside bağlı duruyor. İşte burada nöraminidaz devreye girer. Nörominidaz, sialik asidi keser ve böylece virüs serbest kalır. İki proteinimiz var hemaglutinin hücreye girebilmek için sialik asidi tutar ve nöraminidaz da hücreden çıkabilmek için sialik asidi keser. Ancak şu soruyu hâlâ cevaplamadık: Bütün bunlar bizdeki semptomlara nasıl sebep olur? Hücrelerimiz fabrikaya dönüştürüldükçe zarar görür veya ölürler. İçindekiler de dışarıya sızmaya başlar. Bu sızıntılar da iltihaplanmaya sebep olur. Resmi biraz yukarı kaydırayım. Eğer iltihaplanma varsa, diyelim ki burnunuzda iltihaplanma var, burnum tıkalı ya da burnum akıyor dersiniz. Veya iltihaplanma boğazınızdaysa, boğazım ağrıyor dersiniz. Ciğerlerinizde oluşmuşsa öksürük görülebilir. Öyleyse, bu solunum yolu semptomlarından herhangi biri, - unutmayalım iki semptom kategorimiz vardı- doğrudan iltihaplanma ya da iltihaplanma ile alakalı olarak açıklanabilir. Bir de genel semptomlar var. Ateş veya halsizlik gibi genel semptomlar… Bunun sebebiyse, bağışıklık sisteminizin çılgınlar gibi griple savaşıyor olması. Sitokinler olarak adlandırdığımız serbest bırakılan kimyasallar ve iltihaplanmış bölgedeki virüs partikülleri bağışıklık sisteminizi etkileyecektir. Bazı semptomların ortaya çıkmasına güçlü bağışıklık sisteminiz bizzat neden olur. Vücut ısınız değişir, ateşiniz yükselmeye başlar, ürpermeler olur. Vücudunuz enerjisini bu saldırıya karşı kullandığı için halsizlik olur. Virüsü defetmek için verilen savaş halsizliğe ve vücutta ağrılara sebep olur. Bu tip belirtilerin çoğu, güçlü bağışıklık sisteminizin verdiği tepkiden kaynaklanır.