If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları Nelerdir?

Hepimizin korkuları vardır. Bu korku, bir örümcek görmek de olabilir, bir konuşma yapmak veya bir uçaktan atlamak da... Ne olursa olsun bazı şeyler dizlerimizi titretir, kalp atışımızı hızlandırır, dudaklarımızı kurutur.
Evrimsel anlamda konuşursak, korku iyi bir şeydir.
Charles Darwin'in resmi
Korku, mevcut bir tehlike anında çalarak vücudunuzu uyaran duyuşsal ve fizyolojik bir alarmdır. Fakat korku da her alarm gibi ancak doğru zamanda ve doğru yoğunlukta çaldığında en iyi şekilde çalışmış olur. Sabahları uyanmanız için alarmınız harika bir araçtır fakat duyamayacağınız kadar düşük sesli (veya sizi sağır edecek kadar yüksek sesli) olsaydı bu size yarardan çok zarar getirmiş olurdu. Alarmınızın, uyanmanız gerekmeyen bir durumda çalması muhtemelen pek hoşunuza gitmezdi (geç kalkmak varken!).
Bu, anksiyete (kaygı) bozukluğu olan insanların karşılaştığı temel sorundur. Bu insanların algılanan tehlikelere verdiği tepkiler aşırı hassas (hiçbir tehlike yokken korku duyma) veya aşırı yoğun (tehlike riskinin düşük olduğu durumlarda aşırı korku duyma) olabilir; bu da, bu insanların korkularını ve endişelerini azaltmak için çeşitli tepkiler vermelerine neden olabilir. Bazen bu davranışlar kişinin kendisine veya başkalarına zarar vermesiyle sonuçlanabilir.

Korku, Anksiyete (Kaygı) ve Panik

Anksiyete (kaygı) bozukluğunu anlayabilmek için algıladığımız tehditlere karşı nasıl tepkiler verdiğimizi (korku, anksiyete, panik) anlamak önemlidir.
Yukarıda belirtildiği gibi korku mevcut bir tehlikeye (örneğin bir ayının şu an arkanızdan koşmasına) verdiğimiz duygusal ve fizyolojik bir tepkidir, ayrıca vücudun savaş ya da kaç tepkisiyle en çok ilişkilendirilebilecek öğedir. Algılanan baskı göz önüne alındığında, genellikle bu korkutucu durumdan kaçmaya veya bu durumdan kurtulmaya odaklanmış bir enerji dalgası oluşur ("kaçma davranışı" olarak da adlandırılır).
Ayıdan kaçan bir adamın resmi
Anksiyete gelecekteki tehditleri düşündüğümüzde verdiğimiz duygusal ve fizyolojik tepkilerimizdir (örneğin "Çadırdan çıktığımda dışarıda bir ayı olmasından korkuyorum" gibi). Anksiyete çevreniz hakkında aşırı dereceli bir farkındalığa sahip olmanıza neden olabilir ve kas gerginliği ve olası bir tehlike arama davranışıyla ilişkilendirilir. Anksiyete hissetmenin amacı gelecek tehlikelerden kaçınmaktır.
Anksiyetesi olan bir adamın resmi
Panik, gerçek bir tehlike olmadığında verdiğiniz aşırı duygusal, fizyolojik ve davranışsal bir korku tepkisi türüdür. Markette sırada beklerken size doğru koşan bir ayıyı hayal ettiğinizi düşünün. Yakınınızda bir ayı olmadığı hâlde kalbiniz hızlı atmaya başlıyorsa, sersemlemiş ve korkmuş hissediyorsanız, panik oluyorsunuz demektir.
Paniğin fizyolojik belirtileri
Korku ve panik genellikle daha kısa bir deneyimken anksiyete kronik ve kalıcıdır ve ciddi olumsuz sonuçları olabilir. Kronik anksiyete, yalnızca vücut ve akıl sağlığı üzerindeki etkilerinden dolayı değil, aynı zamanda yaşam tarzı ve davranış üzerindeki etkilerinden dolayı da zararlıdır. Örneğin her zaman korkutucu durumlardan kaçınma, sosyal izolasyon, okulda veya iş yerinde zorluklar yaşama, depresyon ve umutsuzluk hissi gibi etkileri olabilir.

Anksiyete Bozukluğunun Türleri

Tüm anksiyete türleri yoğun ve sık korku, anksiyete ve/veya panikle tanımlanabilse de; görülen belirtiler ve bu belirtilere sebep olan durumlar ile nesneler konusunda farklılık gösterirler (aşağıda bunu daha detaylı olarak anlatacağız).
Anksiyete bozukluğu teşhisi konulması için, anksiyete ve korkuya yönelik semptomlar günlük hayata müdahale ediyor ve/veya büyük ölçüde üzüntüye sebep oluyor olmalıdır. Çoğu rahatsızlıkta, belirtiler ilaç kullanımına bağlı olmamalı ve 6 aydan uzun süredir görülüyor olmalıdır.

Belirli Fobiler

Belirli fobileri olan kişiler, "fobik uyarıcı" adı verilen, belirli nesneler ya da durumlar karşısında korku ya da anksiyete duyar ve onlardan ne olursa olsun kaçınmaya çalışırlar. Uyarana tepki olarak aşırı korku hissi başlar ve bu korku gerçekte olan tehlikeye oranla çok yüksektir. Belirli fobileri olan insanlar genellikle korkularının aşırı olduğunun farkındadır, ancak bunu önleyemezler. Farklı fobi türleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılır:
  1. Hayvan (örneğin yılanlar, köpekler, köpek balıkları)
  2. Doğal ortam (örneğin yükseklik, şimşek, su)
  3. Kan-enjeksiyon-sakatlık (örneğin iğneler, ameliyat)
  4. Durumsal (örneğin uçağa binmek, asansöre binmek)
  5. Diğer (örneğin palyaçolar, boğulma, yüksek sesler)

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

"Sosyal fobi" olarak da bilinen sosyal anksiyete bozukluğu, bir partiye gitmek, bir grupla birlikte çalışmak ve hatta başka insanların etrafında olmak gibi sosyal durumlarla ilgili kalıcı ve aşırı yoğun korku duymakla nitelenir. Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişiler genellikle başkaları tarafından yargılanacaklarından, inceleneceklerinden ya da rezil olabileceklerinden endişelenirler. Belirli bir fobisi olan bir kişi, fobik uyarıcıdan kaçınacağı gibi, sosyal anksiyete bozukluğu olan biri de sosyal etkileşimlerden kaçınır. Sosyal etkileşimler sağlıklı bir hayat için oldukça önemli olduğundan, sosyal anksiyete bozukluğunun çok ciddi sonuçları olabilir.

Panik Bozukluğu

Panik bozukluğu, tekrar eden panik ataklarla yani ani ve yoğun olarak hissedilen aşırı korkularla ya da dakikalar içinde artan rahatsızlıkla nitelenir. Bu tepki belirli durumlarla ya da nesnelerle ilgili değildir ve panik atak yaşayacak olmaktan korkmak da buna sebep olabilir. İlgili belirtiler şunlardır:
  • Hızlanmış kalp atışı
  • Terleme
  • Titreme
  • Nefes almakta zorlanma
  • Mide bulantısı
  • Karıncalanma hissi
  • Ölme korkusu
  • Benliğinden kopmuş hissetmek
Bu listeden de kolayca anlaşılabileceği gibi, panik atak geçiren biri bunu bir daha yaşamamak için her şeyi yapar. Ancak atağın sebebi genellikle bilinmediğinden, gelecekteki benzer bir durumu önlemek için ne yapmak gerektiği belli olmayabilir.

Açık alan korkusu (agorafobi)

Açık alan korkusu, yani agorafobi (Yunanca'dan türemiştir, "çarşıdan korkmak anlamına gelir), yoğun anksiyete ya da panik semptomları oluşursa kaçmanın zor veya utanç verici olacağı halka açık bir yerde bulunmaktan aşırı derecede endişe duymaktır. Son zamanlara kadar agorafobi panik bozukluğun bir alt türü olarak görülse de günümüzde bağımsız bir teşhis olarak kabul edilir. Bazıları için halka açık bir yerde panik yaşamak o kadar korkutucudur ki mahallelerinden, evlerinden hatta yatak odalarından bile çıkamazlar.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB), birden fazla olay ve ya aktivite hakkında devamlı ve aşırı anksiyete ve endişe duymaktır. Parasal konular, sağlık, kariyer ve kişisel ilişkiler bu endişelere örnek olabilir. Ancak endişeleri, bu kişileri ele geçirir ve günlük hayatlarını çok zor hâle getirir. Bunun gibi ağır bir endişe huzursuzluğa, bitkinliğe, sinire ve uyku sorunlarına yol açabilir.

Anksiyete Bozukluklarının Sebepleri ve Gelişimi

Şunu unutmamak gerekir: Anksiyete bozuklukları, tek bir sebebe bağlı değildir. Tüm psikolojik rahatsızlıklarda olduğu gibi, kronik anksiyeteyi tetikleyen birçok etmen vardır. Peki neden bazı insanlarda anksiyete bozukluğu varken diğerlerinde yoktur? Anksiyete bozukluğunuzun olmasını fiziki olarak bir yerde olmak gibi düşünmeniz faydalı olabilir.
Biri size İstanbul'da olduğunu söyleseydi, oraya nasıl gittiğinden emin olabilir miydiniz? Uçakla, arabayla ya da trenle gitmiş, hatta yürümüş bile olabilir. Hatta belki de orada doğmuştur! Peki o kişinin İstanbul'a nasıl gittiğini öğrenseniz bile, bu başka birinin oraya nasıl gittiğini kesin olarak gösterir miydi? Muhtemelen hayır.
Psikologlar "anksiyete sahibi olmanın nasıl gerçekleştiğini" öğrenmeye çalışmak yerine; kişinin, anksiyete bozukluğuna sahip olmasını sağlayan bazı yolları anlamaya çalışmıştır. Bunlardan bazıları kişinin biyolojisiyle ilgiliyken, bazıları da kişinin çevresiyle ve davranışıyla ilgilidir.

Biyolojik Faktörler

Anksiyete bozukluklarının kalıtsallığı, bozukluğun türüne göre %20-50 arasında değişir, yani anksiyete bozukluğu olan kişilerin %20-50'si ailelerinden aldıkları genlerden dolayı bu rahatsızlığa sahiptir. Ancak tek bir anksiyete geni yoktur, bir kişinin anksiyete yaşamaya daha yatkın olması için birçok genin birlikte çalışması gerekebilir.

Çevresel/Davranışsal Etkenler

Aşırı korumacı ve eleştirel aileler, çocuklukta uğranan istismar ve bir doğa felaketi yaşamak ya da şiddet görmek gibi diğer travmatik olaylar anksiyete bozukluklarıyla ilişkilidir. Ancak genetik etkenler gibi, bu çevresel etkenler de doğrudan anksiyete bozukluklarına sebep vermez, yalnızca kişinin anksiyeteye yatkınlığını arttırabilir.
Anksiyete bozukluklarının, özellikle de belirli fobilerin gelişimiyle ilgili davranışsal teoriler, kronik anksiyeteye sebep olabilecek iki aşamalı bir süreç ortaya koyar.
  1. Korkuya/paniğe karşı ilk tepki klasik koşullanmayla öğrenilir. Bu öğrenme türü, genellikle nötr olan bir durumu ya da cismi güçlü olumsuz hislerle bağdaştırdığımızda ortaya çıkar. Bu durum ya da nesne doğrudan bu hislere sebep olmamış olsa bile bu iki etken, zihnimizde birbiriyle ilişkili hâle gelir.
Örneğin: Bir köprüde araba sürerken büyük bir deprem oldu. Sizi korkutan şey aslında deprem olsa da, o köprüyü her gördüğünüzde endişe ve korku hissedebilirsiniz.
  1. Bunun sonucunda, kişi bu tepkiye neden olan durumdan ya da cisimden kaçınarak koşullu korkusunu/paniğini azaltmaya çalışır. Edimsel koşullanma denilen bu süreç, kişileri korktukları şeylerden kaçındıkları için korkularını azaltarak ödüllendirir.
Örneğin: depremle bağdaştırdığınız köprünün üzerinde araba sürme düşüncesi anksiyeteye sebep oluyor. Bu yüzden, yolunuz iki katı sürse bile köprüden kaçınmak için farklı bir rotadan gidiyorsunuz.

Anksiyete bozuklukları nasıl tedavi edilir?

Anksiyete bozukluklarının kesin bir tedavisi olmasa da, belirtileri azaltmak için kullanılan bazı etkili tedaviler vardır. Antidepresan, beta-bloker ya da anksiyete giderici gibi ilaçlarla yapılan tedavilerin anksiyete belirtilerini azalttığı görülmüştür. İlaçlar kısa süreli olarak yardımcı olurken, bilişsel ve davranışsal terapilerin daha uzun süreli faydaları olabilir.
Bilişsel terapiler anksiyeteye sebep olan ve devam ettiren düşünce şekillerini değiştirmeye odaklanır. Kişiler bir akıl sağlığı uzmanıyla çalışarak anksiyeteyi azaltmaya ve anksiyeteyle daha iyi baş etmeye yönelik stratejiler geliştirebilir.
Davranışsal terapiler, kişiyi kaçındıkları durum ya da nesneye maruz bırakarak anksiyeteyi yok etmeye odaklanır. Bu maruz bırakılma birçok şekilde olabilir ve her kişinin kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirilir. Bazen bir terapistin ofisinde haftalar ya da aylar boyunca aşamalı olarak yapılırken, başkaları için tek bir seansta yapmak daha uygun olabilir.