If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Panik Atak

Tıp ve sağlıkla ilgili içerik için, http://www.khanacademy.org/science/healthcare-and-medicine MCAT içeriği için de http://www.khanacademy.org/test-prep/mcat web sitelerinden bizi ziyaret edebilirsiniz. Bu videolar tıbbi tavsiye niteliğinde olmayıp sadece bilgilendirme amaçlıdır. Videolar kesinlikle tıbbi tavsiye, tedavi ve teşhis amaçlı kullanılmamalıdır. Sağlık sorunlarınızla ilgili her zaman bir doktora başvuruda bulunun. Khan Academy’de izlediğiniz videolar sonucu, doktor tavsiyelerini görmezden gelmeyin ya da doktora gitmekte gecikmeyin. Orijinal video Tanner Marshall tarafından hazırlanmıştır.

Video açıklaması

Panik bozukluğu olan biri, Aslında sık sık ve tekrarlayan, panik atak adını verdiğimiz nöbetler geçirir. Yani bunlar hem sık sık olur hem de tekrar eder Panik ataklar, kötü bir şey olacağına dair, yoğun korku ve rahatsızlık yaşanması şeklinde ortaya çıkar. ve herhangi bir tehlikenin olmadığı tanıdık yerlerde de yaşanabilirler. Burası önemli ve herhangi bir tehlikenin olmadığı tanıdık yerlerde de yaşanabilirler Genellikle, aniden ortaya çıkıp, İlk 20-30 dakika içinde zirve noktalarına ulaşır. Bazen, belirtilerin saatler boyu da sürdüğü de gözlemlenebilir. Panik atak geçiren kişiler, gerçek bir tehlike ya da tehdit varmış gibi hissederler. Bu şekilde hissettiğimizde, vücudumuzun da buna uygun bir tepki vermesi normaldir, öyle değil mi arkadaşlar? Vücudun tepkisi bazen o kadar ağırdır ki, Panik atak geçiren kişiler, Kalp krizi geçirdiklerini ya da ölümlerine yol açabilecek başka bir hastalıklarını olduğunu hissederler. Panik atak sırasında, Göğüs ağrısı ya da rahatsızlık, Baş dönmesi, ölüm ya da kontrolü kaybetme korkusu, Çok kötü bir şey olacağına dair engellenemez bir his, Boğulma, dünyadan kopma ya da gerçeklikten uzaklaşma hissi, Mide bulantısı, mide ağrısı, Ellerde ve yüzde hissizlik ya da karıncalanma, Çarpıntı, Nefes nefese kalma, terleme, soğuk ya da sıcak basması, titreme gibi birçok belirti görülür, yaşanır. Eğer bu belirtilerin 4 ya da daha fazlasına sahipseniz, size de panik bozukluğu teşhisi konulabilir. Ne yazık ki, panik atağın ne zaman gerçekleşeceğini önceden bilmek imkansız. Hatta zaman zaman, tetikleyecek bir durum olmamasına rağmen bile, ortaya çıkabiliyor. Hastaların, “uzak durma” da denen, daha önce panik atak geçirdikleri yerlere gitmemeye başlamalarından önce, Panik atağın tedavi edilmesi gerekir. yani bu aşamaya gelmeden önce tedavi edilmeleri gerekir. Tedavi edilmezse, hastalar, panik atağı tetikleyeceğini düşündükleri yerlere gitmeyi Ya da ilgili olduğunu düşündükleri aktiviteleri yapmayı bırakabilirler. Örneğin, asansördeyken panik atak geçiren birisi, Asansörün panik atağı tetiklediğini düşünüp, Bir daha asansöre binmeyebilir. “Uzak durma”, geçici olarak, panik atak geçirme korkusu ve kontrol kaybını engellese de, Günlük hayatı zorlaştırmaya başlar ve aslında atakları da engellemez. Aynı şekilde, Bir kişi, panik atak geçirme olasılığı yüzünden bile aşırı kaygı duymaya başlayabilir. Buna, beklentisel anksiyete denir. Beklentisel anksiyete, Hastanın kendini izole etmesine neden olur. Böylece atakları halka açık yerler yerine, kaçamayacakları ya da yardım alamayacakları yerlerde Yalnızken geçirmeyi tercih ederler. Bu durum zaman içerisinde, açık alan korkusu olarak tanımlanan, agorafobinin ortaya çıkmasına da yol açabilir. Daha önce de söylediğim gibi, Panik atakları tetikleyen şeyin ne olduğu ve panik bozukluğa neyin yol açtığı hala bilinmiyor. Aynı aileye mensup bireyler arasında daha sık görülüyor olması, Hastalığın genetik olabileceğini düşünmemize sebep oluyor. Panik atak kadınlar arasında, erkeklerde olduğundan 2 misli fazla görülür. Bu durumun etnik, ekonomik ya da coğrafi geçmiş ile bir ilgisi bulunamadı. Panik bozukluk, genellikle 20’li yaşlarda baş gösterir. Zaman zaman, ilk atağı tetikleyen ve bozukluğun oluşmasına yol açan stresli bir olay yaşanmış olabilirken, Ataklarla ilişkilendirilebilecek özel olayların olmayabileceğinin de altını, Bir kere daha çizmek istiyorum. Bir ruh sağlığı uzmanı tarafından teşhis edildikten sonra, Hastaların büyük bir çoğunluğu tedaviyi tercih eder. Diğer ruhsal bozukluklarda olduğu gibi, Panik bozukluğun tedavisi de, Hastanın hangisine daha iyi yanıt verdiğine bağlı olarak, Psikoterapi, ilaç ya da ikisinin bir arada kullanılması ile yapılır. Bilişsel davranış terapisi, Panik bozukluğun tedavisinde çok etkilidir ve bu durumda 5 temel aşamadan meydana gelir. Öğrenme aşaması da denen birinci aşamada, Hasta, panik bozukluğun ve belirtilerinin ne olduğunu öğrenir. Bu aşamada, tedavi planı da gözden geçirilir. İkinci aşama olan gözetleme aşamasında, Hasta, panik atakları ve kaygı hissettiği durumlar hakkında bir günlük tutar. Nefes egzersizleri ile özdeşleşen üçüncü aşamada, Hastaya, nefes alış verişini kontrol eden rahatlama teknikleri ile panik atağın fiziksel belirtileriyle nasıl baş edebileceği öğretilir. Yeniden düşünme adı verilen dördüncü aşamada, Terapist, hastanın, fiziksel belirtiler hakkındaki kötü düşüncelerini daha gerçekçi ve tehlikesiz düşüncelerle değiştirmesine yardımcı olur. Son olarak, maruziyet aşamasında ise, Terapist hastayı, şiddetini giderek arttırdığı korku duyduğu durumlara sokarak, Hastanın kendini bu durumlarda daha rahat hissetmesiyle, Bu gibi durumların ileride panik atak tetikleme riskini azaltmaya çalışır. Bilişsel davranış terapisinin yanında, Hastalara ilaç tedavisi de önerilebilir. Eğer ilaç tedavisi tercih ediliyorsa, Hastaya, bir antidepresan çeşidi olan ve SSRI de denen, seçici serotonin geri alım engelleyici ilaçlar ya da kaygı engelleyici ilaçlar olan benzodiazepin verilebilir. Benzodiazepinin rahatlatıcı ve sakinleştirici etkileri vardır, Bağımlılık yaratabileceği için, çok da tercih edilmezler. Son olarak çok ciddi durumlarda, nöbet ve krizleri engellemek için başka ilaçlar da kullanılabilir. Tüm bu tedavi imkanlarıyla, Doğru psikiyatrik yardımı alan hastalar iyileşir ve normal hayatlarına devam ederler.