If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Depresyon nedir?

Depresyon nedir?

Hepimiz hayatımızın bir noktasında kendimizi üzgün, aciz veya yetersiz hissederiz. Çoğumuz için bu duygular, ekonomik zorluklar veya romantik bir ilişkinin bitmesi gibi yaşadığımız stresli ve kötü olaylara verdiğimiz normal tepkilerdir. Olumsuz duygularımız acı verici ve bunaltıcı olabilir fakat zaman geçtikçe bu duygular geçer ve yoğunlukları azalır.
Ruh hâliniz veya duygudurumunuz çoğunlukla aşırı üzgün veya olumsuzsa ve zamanla daha kötüye gidiyor veya bu duyguların yoğunluğu artıyorsa duygudurum bozukluğunuz olabilir. Duygudurum bozukluğu, insanların ölçüsüz veya aşırı güçü duygular yaşamasına neden olan ve bu insanların normal işlevlerini yerine getirme yetilerini etkileyen, ruh hâlinde meydana gelen önemli bir değişiklik veya bozukluktur. Majör depresif bozukluk veya depresyon, ABD'deki en yaygın duygudurum bozukluklarından biridir ve bir insanın fiziksel ve zihinsel sağlığı üzerinde zayıflatıcı etkilere neden olabilecek üzüntü ve umutsuzluk gibi kalıcı ve ölçüsüz duygulara yol açar.

Beyniniz genelde nasıl çalışır?

Beyniniz, deneyimlerinize tepki vermek için sürekli olarak çalışır. Bunu yapabilmek için de sinir iletici veya nörotransmitter olarak adlandırılan kimyasal mesaj taşıyıcılarından yardım alır. Sinir ileticiler, beyninizin farklı bölgelerine yardım eden; uyku ve iştah gibi davranışsal süreçleri, ruh hâli ve konsantrasyon gibi duyuşsal süreçleri de içeren vücudunuzun pek çok işlevini kontrol eden güçlü iletişim araçlarıdır. Sinir ileticiler, yaşamınız boyunca, durumlara uygun ve sağlıklı bir şekilde tepki verebilmeniz için beyninizdeki hedeflerle etkileşimde bulunurlar.

Ne gibi şeyler ters gidebilir?

Sinir ileticiler, bazı durumlarda gerektiği gibi çalışmayı durdurur ve beynin iletişim sisteminde sorunlara yol açar. Bu durumlardan bir tanesi zihinsel ve fiziksel sağlığınızın çeşitli yönlerinde değişikliklere neden olabilen kimyasal dengesizliktir. Birçok bilim insanı depresyonda görülen ciddi davranışsal ve duyuşsal değişikliklerin monoamin adı verilen sinir ileticilerdeki dengesizlikten veya işlev bozukluğundan kaynaklandığına inanıyor. Monoaminler duygularınızı, uykunuzu, iştahınızı ve hafızanızı kontrol eden limbik sistemde büyük miktarlarda bulunur. Monoamin miktarlarının çok düşük olduğu durumlarda depresyon belirtileri ortaya çıkar.
Sinir ileticiler ve depresyon
Sinir ileticiSemptomlar veya davranışlar
Düşük Noreprefrinenerji veya motivasyonda düşüş, dikkat veya hafıza bozukluğu
Düşük serotonindepresif duygudurumlar, aşerme, uyku problemlerinde artış
Düşük dopaminaşermede meydana gelen artış, kompülsif (zorlanımlı) davranış; tatmin duygusunda azalma

Belirtiler:

Majör depresif bozukluklar, bir kişinin depresif dönem denen zaman aralığı boyunca davranışlarını ve duygularını değiştirir.
Depresif dönemler: Kişi, bu dönemde, kendisini her gün inanılmaz derecede üzgün hisseder ve bu duygu en az iki hafta devam eder. Üzüntü göreceli bir kavramdır ve herkes için farklıdır, bu nedenle üzgün olan bir insana depresyon etiketi yapıştırmadan veya depresyon teşhisi koymadan önce bu insanın benzer durumlara genelde verdiği tepkilerin, o an verdiği tepkilerden farklı olup olmadığına dikkat etmek gerekir. Daha belirgin semptomların en az iki hafta boyunca her gün tekrar etmesi gerekmektedir ve bu semptomlar arasında aşağıdakiler bulunabilir:
  • çoğu zaman hüzünlü veya üzgün hissetme
  • artık hayatın eğlenceli olmadığını ve zevk vermediğini hissetme
  • daha önce hayatın büyük bir parçası olan şeylere olan ilgiyi yitirme
  • iştahta ve kiloda meydana gelen değişiklikler, çok daha fazla yemek yeme ve kilo alma veya hiç yememe
  • uyku kalitesinde ve süresinde meydana gelen değişiklikler, daha az uyuma veya daha çok uyuyup yine de yorgun hissetme
  • konuşmada meydana gelen değişiklikler, örneğin, daha az konuşmak
  • psikomotor heyecan; elleri ovuşturma, adımlama veya ayaklarını yere vurma gibi
  • kendini değersiz veya suçlu hissetme
  • özgüven düşüklüğü
  • ölüm hakkında düşünme veya ölmeyi isteme
İntihar: İntihar etme düşünceleri depresyonun en ciddi belirtilerinden biridir. İnsanlar yukarıda listelenen belirtiler gibi uç noktadaki belirtileri sürekli olarak yaşadığında acılarını sona erdirecek tek çarenin ölüm olduğunu düşünmeye başlarlar. Gelecekleriyle ilgili bir umutları olmadığı ve hiçbir şeyin daha iyiye gitmeyeceğini düşündükleri için de ölümle ilgili düşündüklerini gerçeğe dönüştürme eğilimindedirler. Depresyonun şiddeti arttıkça, intihar riski de artar.
İntihara işaret eden belirtiler arasında:
  • sık sık tekrar eden, uzun süren veya yoğun intihar veya kendini öldürmekle ilgili düşünceler
  • yaşamak için hiçbir sebebinin olmadığını düşünmek veya söylemek
  • kendini kapana kısılmış gibi hissetmek veya etrafındaki insanlara yük olduğunu düşünmek
  • alkol veya madde kullanımını artırmak
  • eşyalarını insanlara dağıtmak veya son kez konuşuyormuşçasına veda etmek
Kendinizin veya çevrenizdeki bir insanın intihar riski taşıdığını düşünüyorsanız lütfen polisi arayıp durumdan haberdar edin (Alo 155).

Depresyonun sebebi nedir?

Diğer pek çok duygudurum bozukluğu gibi depresyonun da tek bir nedeni yoktur. Aksine, depresyon birden fazla etkenin bir araya gelerek beyindeki kimyasal dengeyi bozmasının bir sonucudur.
  • Biyolojik etkenler: Ailenizden birinde depresyon gibi bir duygudurum bozukluğu varsa sizin bu tür rahatsızlıklara yakalanma riskiniz normalde olduğundan daha fazladır. Şizofreni veya alkolizm gibi diğer zihinsel hastalıklar bile depresyona yakalanma riskini artırır.
  • Psikolojik etmenler: Aileden birinin vefat etmesi, boşanma veya işini kaybetme gibi hayatımızı olumsuz etkileyen olaylar depresyonu tetikler. Stres ve travma hali sürekli olarak tekrar ediyorsa depresyona girme ihtimaliniz daha yüksektir.
  • Davranışsal etkenler: Alkol tüketiminin veya madde kullanımının artması depresyona, ayrıca belirtilerin daha kötüye gitmesine neden olabilir.
  • Sosyal faktörler: Akranlarla veya aileyle olan güçlü bağların bulunmaması gibi nedenlerden kaynaklanan sosyal destek eksikliği depresyon belirtilerine yol açabilir.
Duygudurum bozukluklarına bağlı faktörler

Depresyon ne kadar yaygındır?

Dünya çapındaki yetişkinlerin %5'i, ABD'deki yetişkinlerin %6,9'u hayatlarının bir noktasında depresyon geçiriyor. Kadınların, kanser veya kalp rahatsızlığı gibi bir sağlık sorunu olan insanların, sağlık hizmetlerine ve istihdama erişimin düşük olduğu bölgelerde yaşayan insanların depresyon geçirme ihtimali daha yüksektir. ABD'de depresyonun oldukça yaygın olması, intiharı toplumda önemli bir sağlık sorunu hâline getirdi, hatta 2013'te başta gelen ölüm sebepleri arasında intihar 10. sıradaydı. İntihar özellikle lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel olduğu bilinen veya bu özellikleri sorgulanan bireyler, eski askerler ve 15-24 yaş arasındaki gençler gibi korunmasız topluluklarda daha yaygındır.

Depresyonu önlemek mümkün müdür?

Pek çok bilim insanı ve akıl sağlığı uzmanı, depresyonun önlenemeyeceğini ve herhangi bir zamanda herhangi bir insanın başına gelebileceğini söylüyor. Yani depresyonu önlemek yerine, depresyonun farklı evreleriyle başa çıkabilmenin önemini vurguluyorlar. Besin değeri yüksek olan yiyecekler tüketmek, spor yapmak gibi sağlıklı alışkanlıklar edinmek, düzenli uyumak, alkol ve madde kullanımından uzak durmak, aileyle ve arkadaşlarla vakit geçirmek depresyonla başa çıkabilme mekanizmasını güçlendirir; ayrıca belirtilerin yoğunluğunu veya süresini azaltabilir.

Depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyonun tedavisi genellikle bütüncül bir yaklaşımla ele alınır. Başka bir deyişle, hastanın özel ihtiyaçları ve belirtileriyle en iyi şekilde ilgilenebilmek için pskiyatrik, psikolojik ve davranışsal müdahaleler bir arada yapılır. Tedaviller, kişinin normal ruh hâline dönmesi ve etrafında olan bitenle baş edebilmesi için birlikte uygulanır.
Psikiyatrik tedaviler:
  • Majör depresif bozukluk için kullanılan ilaçlar antidepresanlardır. Bu ilaçlar beyindeki sinir ileticilerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Bazı antidepresanlar ise belli sinir ileticilerin geri emilimini engellemeye odaklıdır. Serotonin gerialım inhibitörleri (SSRIs), serotonin ve noreprefrin gerialım inhibitörleri (SNRIs), noreprefrin ve dopamin gerialım inhibitörleri (NDRIs); bu ilaçlar arasındadır. Monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOIs) gibi diğer antidepresanlar, sinir ileticilerin beyinde geri emilmesinde görev alan (monoamin oksidaz adı verilen) enzimin işleyişini düzenleyerek sinir iletici seviyesini artırmaya odaklıdır.
  • Depresyon için uygulanan başka bir tedavi yöntemi ise Elektro Konvülsif Tedavidir (EKT). Bu yöntemle kişinin başına elektrotlar yerleştirilerek beyninden elektrik akımı geçmesi sağlanır. EKT genellikle antidepresan aldıktan sonra sinir ileticileri eskisi gibi çalışmayan insanlarda bu ileticilerin işleyişini geliştirmek için kullanılan bir yöntemdir.
Elektrokonvülsif tedavinin nörotransmitter salınımına etkisi
Psikoterapi:
  • Psikoterapi depresyonun altında yatan nedenlere değinmez fakat depresif dönemler ve sonrasında fonksiyonların geliştirilmesine yardımcı olabilir. Majör depresif bozukluk için uygulanan en etkili psikoterapi yöntemlerinden biri bilişsel davranışçı terapidir (BDT). BDT, kişinin olumsuz düşüncelerini, duygularını, inançlarını ve davranışlarını tespit edip bunları olumlu karşılıklarıyla değiştirmeye odaklıdır. Bu yöntem hastaların yeni yaşadıkları stresli durumların yanında eski travmalarıyla da başa çıkabilmelerini sağlar. Diğer terapi yöntemleri kişinin sosyal ilişkilerini güçlendirmeye ve kişi için uzun vadeli hedefler koymaya odaklıdır. Psikoterapi genellikle ilaç tedavisi ve diğer pskiyatrik tedavilerle birlikte uygulanır.
    Davranışsal tedaviler:
  • Spor yapmak, meditasyon yapmak, müzik dinlemek, sağlıklı yiyecekler tüketmek ve belli bir uyku düzenini devam ettirmek gibi sağlıklı alışkanlıklar edinmek depresyon için uygulanan davranışsal yöntemler arasında yer alır.

Şunları da göz önünde bulundurun:

  • Dünyanın her yerinde insanlar duygudurumu bozukluğu yaşamaktadır fakat bazı kültürler, bu bozuklukları tanımlamak için farklı terimler kullanmaktadır. Örneğin; Latin Amerika'daki insanlar depresyonla benzer belirtiler gösteren bir zihinsel hastalığı tanımlamak için "susto" kelimesini kullanır. Susto, bir insanın hayatında çok travmatik bir olay olduğunda ruhun vücudu terk etmesidir. İştahta ve uykuda sorun yaratır, üzüntü ve özsaygı düşüklüğüne neden olur, kişinin etkinliklere olan ilgisini azaltır, hatta bazen intihar veya ölümle sonuçlanır. Sonuç olarak depresyon üzerine düşünürken kültürel farkları ve bağlamı göz önünde bulundurmayı unutmayın; bu farkındalık, hastalığın gelişimini ve farklı toplumlardaki tedavisini anlamanıza yardımcı olacaktır.
  • Depresyon tedavi edilebilir bir zihin hastalığı olduğu hâlde birçok insanın tedavi aramaktan kaçınmasının nedeni nedir? Bunun nedeni genellikle depresyona ve diğer zihinsel hastalıklara toplum tarafından vurulan damgadır. Birçok kültürde depresyonun bir zayıflık veya kötü bir tutum göstergesi olduğunu düşünmek yanlış bir görüş de olsa oldukça yaygındır; pek çok insan depresyonun gerçek bir tıbbi sorun olduğunu düşünmez. Bunun sonucu olarak depresyon geçiren insanlar kendilerinde bir yanlışlık olduğunu düşünebilir; "üstesinden gelemedikleri" için suçlu ve çaresiz hissedebilir, bundan utanç duyabilirler. Depresyon hakkındaki bu olumsuz varsayımları değiştirmek için diğer tıbbi sorunlar hakkında nasıl konuşuyorsak depresyon hakkında da aynı şekilde konuşmalı ve düşünmeliyiz. Kanser hastalığına yakalanan bir insanı kemoterapi veya ışın terapisi alması için cesaretlendirmez miyiz? Veya kolu yanan bir insana hastaneye gitmesini söylemez miyiz? Zihinsel hastalıklara da aynı çerçeveden bakarsak depresyon geçiren insanlara tedavi aramaları ve iyileşmeleri konusunda destek olabiliriz.