Güncel saat:0:00Toplam süre:7:03

Video açıklaması

Beynimiz, bir bas davulun sesiyle arı vızıltısı gibi çok daha tiz bir sesi koklea sayesinde birbirinden ayırt edebiliyor. Bas davul sesiyle arı vızıltısı arasındaki en önemli fark, frekans. Bas davulun frekansı çok düşüktür. Arılarsa, özellikle de hızlı hareket ettiklerinde, çok yüksek frekanslı bir vızıltı çıkartırlar. Davul sesi ve arı vızıltısı kulağa girip kokleaya ulaşır. Ses dalgalarının koklea tarafından sinirsel bir sinyale nasıl dönüştürüldüğünü ve sonra bu sinyalin beyne nasıl iletildiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım. Şimdiyse, kokleanın farklı frekanslardaki sesleri birbirinden nasıl ayırt ettiğinden bahsedeceğim. Tabii ayrıca bu ayrımın beyne kadar ulaştırılması gerekiyor ki beyin farklı sesleri algılayabilsin. İşte tüm bu sürece, "işitsel işlem" adı veriliyor. İşitsel işlem. Beynin, çeşitli frekanslara sahip sesleri ayırt edebilmesi gerekiyor. İnsan beyni, 20 Hertz ile 20 bin Hertz arasındaki frekansları algılayabiliyor. Bu muazzam bir frekans aralığı. Beyin, düşük ve yüksek frekansları birbirinden ayırt etmek için kokleadan faydalanıyor. Özellikle de kokleanın "baziler seçme" adı verilen özelliğinden. Bu özellik, adını, kokleadaki baziler zardan alıyor. Kokleada, üzerinde çok sayıda tüy hücresi barındıran bir zar bulunuyor. Kokleayı açacak olursak Normalde böyle salyangoz gibi kıvrık haldedir. İşte bunu açıp düzleştirecek olursak şöyle bir şekil elde ederiz. Tüy hücreleri işte burada bulunuyor. Burası kokleanın tabanı burasıysa tepe noktası. Yani ucu. Bakın, taban burası tepe noktası da burası. Şimdi bakalım çeşitli sesler karşısında hangi tüy hücreleri uyarılıyor. Kokleanın tabanında bulunan tüy hücreleri, çok yüksek frekanslı sesler tarafından aktive ediliyor. Tepe noktasında bulunan tüy hücreleriyse, çok düşük frekanslı sesler tarafından uyarılıyor. Gözümüzde biraz daha iyi canlanması için bir şekle daha bakalım. Bu şekil, kokleanın açılmış halini gösteriyor. Daha önce de söylediğim gibi, burası, kokleanın tabanı. Şimdi daha koyu bir renk seçeyim. Kokleanın tabanı burası. Burası da kokleanın ucu, yani tepe noktası. Baziler zarın her yerinde tüy hücreleri bulunuyor. Baziler zar, bu. İçinde de tüy hücreleri var. Bir sürü tüy hücresi var. Taban noktasına yakın tüy hücreleri 1600 Hertz gibi çok yüksek frekanslara duyarlı. Tepe noktasına yakın olanlarsa, 25 Hertz gibi çok düşük frekanslara duyarlı. Yani bas davul gibi pes sesleri bu kısım arı vızıltısı gibi tiz sesleriyse bu kısım tespit ediyor. Farklı frekanslara sahip sesler, baziler zarın farklı bölgelerini uyarıyor. Mesela civarda bir bas davul çalınıyorsa bu düşük frekans kulak yolundan geçerek kokleaya ulaşıyor ve baziler zar boyunca ilerleyerek o frekansa ayarlı tüy hücreyi uyarıyor. Bu sesin frekansı 100 Hertz olsun. Ses dalgası, kokleadaki sıvıyı öyle bir şekilde hareket ettiriyor ki 100 Hertz'e duyarlı tüy hücreleri aktif duruma geçiyor. Ve bu hücreler bir aksiyon potansiyeli ateşliyor. Bu sinyal beyne ulaşıyor ve beyindeki özel bir bölgeye gönderiliyor. Bu, beyin. Beynin bu kısmının altında, "birincil işitme korteksi" adı verilen bölge bulunuyor. Birincil işitme korteksinin yakından görünüşü ise böyle. Kokleadan gelen tüm bilgiler bu bölgeye aktarılıyor. Dikkat ederseniz, ayrı ayrı bölümlerden oluşuyor. Tıpkı kokleada olduğu gibi birincil işitme korteksinde de farklı frekanslara duyarlı farklı bölümler bulunuyor. Mesela bu kısım kokleadan gelen 0,5 Kilohertz'lik frekaslara duyarlı. Burası da, 16 Kilohertz'lik frekanslara duyarlı tüy hücrelerinden gelen bilgiyi işliyor. Bu, şu nedenle önemli: Beynin farklı sesleri ayırt edebilmesi lazım. Eğer her tüy hücresi her sese duyarlı olsaydı bir ses duyduğumuzda tüm hücrelerimiz uyarılır ve beynimize çok büyük bir sinyal gönderilirdi. Beyin, sesleri birbirinden ayırt edemezdi. Bu "baziler seçme" özelliği sayesinde, beyin yüksek ve düşük frekanslı sesleri birbirinden ayırt edebiliyor. Düşük ve yüksek frekanslı seslerin ayrı ayrı yerlerde işlendiği bu sisteme "tonotopik harita" adı veriliyor. Yani özetleyecek olursak Farklı ses dalgaları farklı frekanslara sahiptir. Ve bizim bu frekansları ayırt edebilmemiz gerekir. Ses dalgaları kulağa giriyor kokleaya ulaşıyor ve kokleanın farklı bölgelerindeki tüy hücrelerini aktive ediyor. Mesela sesin frekansı çok yüksekse buradaki hücreler çok düşükse buradaki hücreler uyarılıyor. Bu tüy hücrelerinden çıkan aksonlar bir noktada birleşerek tek bir demet haline geliyor. Bu demete "işitme siniri" deniyor. Yani işitme siniri, kokleadaki tüy hücrelerinin aksonlarından oluşuyor. Bu sinir nihayet beyne ulaşıyor ve tekrar ayrışarak beynin farklı bölgelerine dağılıyor.