If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:17:39

Doğal Seçilim (Seleksiyon) ve Türlerin Gelişimi

Video açıklaması

Bence bilimde en çok yanlış anlaşılan ve üzerinde tartışılan fikirlerden bir tanesi evrim. Daha doğrusu bilimde değil ama popüler kültürde birçok tartışmanın konusu oluyor.Evrim. Ne zaman bu kelimeyi duysak -- illa biyolojik bağlamda olması gerekmiyor -- bir şeylerin değiştiğini, geliştiğini düşünüyoruz. Hepiniz görmüşsünüzdür, müzelerde, internette veya bir kitapta, insanların evrimiyle ilgili bir resim vardır. İlk başta kambur duran bir maymundan başlar sonra git gide dikleşerek bildiğimiz insan formuna gelir. Bunu çizelim, hatta maymunumuza şapka da giydirebiliriz. Bizim çizimimizde bu resmin sadece ilk hali ve son hali var ama aradaki geçişi bildiğinizi düşünüyorum. Gelmeye çalıştığım nokta, insanların bir maymun çeşidinin evrim geçirmesiyle ortaya çıktığı fikri vardır. Bu düşünceye birden fazla bağlamda rastlarız; biyoloji derslerinde, bilimsel topluluklarda ve bunun gibi yerlerde. Bu düşüncede olan insanlar "Maymunlar evrim geçirip insana dönüştü" cümlesini kurarlar. Şu araya da yarı insan yarı maymun olan arkadaşı çizelim -- ya da "maymunlar evrim geçirip bu insan öncesi varlığa dönüştüler" cümlesini kurarlar. Burada çok açık olmak istiyorum: Bu süreç gerçekleşmiş olsa bile, yani maymunlar zamanla köklü değişiklikler geçirip bu halden bu hale gelmiş olsalar bile evrim denen ve sürekli aktif olan bir süreç yoktu. Yani maymun "Çocuklarımın insan gibi görünmesini istiyorum! Bir şekilde DNA'mda gerekli değişiklikleri yapıp bu hale geleceğim!" demedi. Ya da DNA "Bu şekilde yürümek bir maymun gibi kambur durmaktan daha iyi ve bu nedenle bir şekilde kendiliğimden bu adama dönüşmeye çalışacağım." demedi.Evrim bu değildir. Bazı insanlar da şöyle düşünür: Ağacın tepesindeki güzel elmayı alabilmek için at veya inek benzeri yaratıklar nesiller boyu yukarı uzanarak sonunda zürafaya dönüştüler. Evrim bu da değildir! Bu ne evrimdir ne de evrimin ima ettiğidir, her ne kadar günlük kullanımı bu şekilde düşünmemize yol açsa da. Evrim, ki bu benim tercih ettiğim kelime, doğal seleksiyondur. Doğal seleksiyonun anlamı, herhangi bir canlı popülâsyonunda çeşitliliğin olmasıdır. Buradaki anahtar sözcük budur; çeşitlilik. Yani "bakın, bir farklılık var" dememizi sağlar. Okulunuzdaki öğrencilere bakarsanız çeşitlilik olduğunu görürsünüz; bazı insanlar uzundur, bazıları kısadır, bazılarının sarı bazılarının siyah saçı vardır, ve bunun gibi birçok farklılık vardır. Doğada her zaman çeşitlilik vardır ve doğal seleksiyon, doğal etmenlerin bazı farklılıkları seçmesidir. Bazı çeşitlilikler o kadar önemli değilken, bazı farklılıklar çok önemlidir. Her biyoloji kitabında verilen bir örnek ki oldukça ilginçtir; güvelerin renklilik açısından farklılık göstermeleri. Buraya birkaç tanesini çizelim. Bir kısmı daha renkli ve benekli bir kısmı da daha az benekli olsun. Herhangi bir hayvan popülâsyonunda görülebilen bir çeşitliliktir bu; renklerde bazı farklılıklar görürsünüz. Güveler muhtemelen binlerce yıldır bu şekilde yaşıyorlardı ve belki bu onlar için önemsiz bir özellikti. Sonra İngiltere'de Sanayi Devrimi olunca, buhar makineleriyle birlikte artan kömür yakımı fabrikalardan kurum yayılmasına sebep oldu ve bu durum ağaçların yapısını değiştirdi. Bunu çizerek göstermeliyim. Buradaki ağaçlar bir zamanlar bu şekilde görünürken -ki güveler de bu durumdan çok memnundur , aniden Sanayi Devrimi oldu, her şey yanan kömürden gelen kurum ile kaplandı ve bir anda ağaçlar şu hale geldi. Bunlar tamamen siyah veya öncesine göre çok daha koyu renkli. Güvelerin çevresindeki bu ani büyük değişim, onların hayatını önemli derecede etkilemiş oldu. Bildiğiniz gibi, güveleri avlayan canlılar kuşlardır ve güveler eskiden ağaçların renkleriyle uyumlu oldukları için kamufle olabilirken ağaçların renkleri koyulaştığı için çok rahat bir şekilde fark edilebilir hale geldiler. Sonuç olarak eskiden yani ağaçların kabukları daha açık renkliyken, rengi açık olan güveler kamufle olabiliyordu ama şimdi koyu renkli güveler daha avantajlı duruma geçtiler. Böyle olunca da kuşlar daha çok açık renkli olan güveleri yemeye başladı çünkü en rahat görebildikleri güveler açık renkli olanlardı. Yani bu güveler bu güvelere kıyasla koyu zeminde daha rahat görüldüğü için daha kolay yem oldular. Böyle olunca koyu renkli güvelerden daha çok kalmış olacak ve bu güveler üreyip koyu renkli güve popülasyonunu arttırmış olacaklar. Bunlardan çok daha fazla olacak. Peki, bu süreçte herhangi bir tasarım veya güvelerde herhangi bir aktif değişiklik var mıydı? Siyah olmak bu durumda gerçekten akıllıca bir şey gibi duruyor. Yani çevre siyah olunca ve birkaç nesil sonra bu güveler tamamen koyu renklere bürününce Hepsi bir şekilde evrim geçirip siyah oldular, saklanmak için." diye mi düşünmeliyiz? Hayır, çünkü olan bu değil. Kuşların açık renkli güveleri daha çok tüketmesi yavaş yavaş açık renkli güvelerin sayısının azalmasına ve doğal olarak da üreyen açık renkli güvelerin azalmasına neden oldu. Yani buradakilerin üremede şansı çok daha azaldı. Bu güvelerse çoğaldıkça çoğaldı ve diğerleri üreyemeden kuşlar tarafından avlandığı için koyu renkliler kadar çok yavruları olamadı. Sonuçta koyu renkli olma özelliği baskın hale geldi ve güveler de siyah hale gelmiş oldu. Şimdi diyebilirsiniz ki: tamam mantığı anladım ama bu sadece bir örnek, benim daha çok örneğe ihtiyacım var. Doğal seleksiyon her şeye uygulanabilir. Bizim neden basit bakterilerden veya gelecekte bahsedeceğim kendini çoğaltan RNA'dan evrimleştiğimiz doğal seleksiyonla açıklanabilir. Bunun en iyi örneği griptir. Gelecekte virüsler ve nasıl çoğaldıkları üzerine videolar yapacağım. Virüsler büyüleyici varlıklardır çünkü canlı olup olmadıkları kesin değildir; aslında onları DNA ve bazen de RNA, genetik bilgi, kovaları olarak düşünebiliriz. Genetik bilgi kovaları. Bahsettiğimiz genetik bilgi bu düzgün geometrik şekildeki küçük protein kapların içinde bulunmakta ve bu bir virüs demek oluyor. Yani normal canlı organizmalar gibi değiller; aktif olarak hareket etme, metabolizmaya sahip olma vb şeyleri yok. Yaptıkları sadece bu DNA'yı alıp, onu işleme potansiyeli olan diğer canlılara zerk etmektir ve bu diğer canlılar da bu DNA'yı işleyip edip daha fazla virüs üretirler. Virüsler üzerine çok fazla video yapılabilir, ama önemli olan şu ki grip de bir virüstür ve şimdi anlatacağım olay her yıl gerçekleşir. Diyelim ki bu virüsler insan gribi virüsü ve bu virüs bazı varyasyonlara sahip. Bu virüs insanları hasta eder; yavaş yavaş bağışıklık sistemimiz virüsü tanımaya başlar ve virüs çok hasar vermeye başlamadan virüse saldırır. Şimdi ne olduğunu hayal etmeniz için görsel olarak anlatacağım. Bütün virüslerde bu iki nokta var ve bu noktalar onların bağışıklık sistemi tarafından tanınmasını sağlıyor, ne olduklarına birazdan değineceğim. Bağışıklık sistemi bundan sonra ne zaman bu iki noktalı yeşil şeyle karşılaşsa, zararlı olduğunu bilecek ve ona bir şekilde saldıracak. Bunun sonucunda grip virüsünün yaptığı şudur: sürekli değişir! Yani her grip popülâsyonunda gözlemlenebilen bir değişiklik vardır. Örneğimizin üzerinden gidecek olursak, çoğunluk iki kırmızı noktaya sahipken aralarında bir veya üç kırmızı noktaya sahip olan birkaç virüs çıkabilir, bunun nedeni de herhangi bir mutasyon olabilir. Ancak insan bağışıklık sistemi iki kırmızı noktalı virüslere saldırmaya alıştığı için farklı olan bu virüs üremek için diğerleriyle rekabet etmek zorunda değil. Yani bağışıklık sistemi bu mutasyon geçirmiş virüse saldırmayacağı için insanların DNA'SI sadece ona kalır. Sonuç olarak bu virüs, diğerlerinden daha başarılı olacaktır ve gelecek yılın grip sezonunda insanlar hapşırıp onu kapı kollarına ve diğer yerlere bulaştırdığı zaman bu virüs yeni grip virüsü olarak etrafa yayılacak, ünlü olacaktır. Bu süreç her yıl tekrarlandığı için her yıl yeni bir grip virüsüyle karşılaşıyoruz. Bu hem evrim hem de aslında doğal seleksiyondur. Evrim, sadece çağlar boyunca olan bir şey değildir. Kendimiz dâhil gördüğümüz çoğu değişim çağlar boyunca olan şeylerin sonucu olsa da yıllık bir düzende de gerçekleşebiliyor. Bir başka örnek de antibiyotikler ve bakteriler. Bakteriler şu çevrede gezinen küçük hücrelerdir, tabi sırf su çevrelerinde bulunmazlar, ama bu detaya sonra gireceğim. Bakteriler kesinlikle canlı olarak kabul edilir, metabolizmaları vs vardır. Bu bilgiyi bilirseniz iyi olur: insanlar enfeksiyonlardan bahsedince bu ya viral enfeksiyondur ki bunlar gidip DNA'nıza bulaşıp hücrelerinizi üremek için kullanan virüslerin neden olduğu enfeksiyondur ya da bakteriyel enfeksiyondur ki bunlar küçük hücrelerdir ve etrafta gezinip sizi hasta yapan toksinler salarlar. Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdüğü canlılardır. Antibiyotikler. Bunlar bakterilere saldırır ve onları öldürür. Şimdi muhtemelen, birkaç doktor da tanıyorsanız dersiniz ki: Ben hasta oldum ve sanırım bakteriyel enfeksiyon, bana antibiyotik ver. Doktorsa der ki: Hayır sana basit bir enfeksiyon için antibiyotik vermem, çünkü ne kadar çok antibiyotik kullanırsan yeni versiyonlar yaratmaya ve antibiyotiğe dirençli bakteri seçmeye çok yatkın olursun. Burada yaratma kelimesi için çok dikkatli olmak istiyorum, çünkü aktif olarak yaratmıyorsunuz. Peki, bu nasıl olur? Diyelim ki bu yeşil, bütün bunlar bakteri ve onlardan çok çok fazla var. Arada sırada birazcık farklı olanlar ortaya çıkar. Şimdi rastgele bir bakteri popülâsyonunda bunların hepsi sizi eşit derecede hasta eder ve bu sadece bakterideki rastgele bir farklılıktır; peki DNA'sında bazı farklılıklar oldu ama ne olursa olsun bunların hepsi sisteminizde çok fazla olmasını istemeyeceğiniz bakterilerdir. Bağışıklık sisteminiz onlara saldırıp onları yenebilir. Eğer onlardan bir sürü olursa sizi öldürebilir veya hasta yapabilir. İnsanlar hasta olmadığı zaman veya gerekmediği zamanlarda antibiyotik kullanırsa, bu antibiyotik yeşil bakterileri çok iyi bir şekilde öldürür ama çok fazla yeşil bakteri öldürürseniz ne olur? Bütün ekosistem mavi bakterilerin eline kalır! Daha önce içinizdeki iyi yerler için yeşil olanlarla rekabet ediyorlardı ama şimdi yalnızlar ve çok daha rahat ve fazla miktarda çoğalar. Bu durum bakterinin kendi kararıyla yarattığı bir şey değil. Hayır, bu sadece milyarda bir ortaya çıkan farklı bakterinin bir anda rekabetsiz kalmasından dolayı üreyecek daha çok alan bulmasından süregelir. Ve bir anda bin bir emekle ürettiğiniz yeşillere karşı olan antibiyotik işe yaramaz hale gelir. Bu bakteri kendini bir şekilde tasarlamamıştır. Sadece biz rakiplerini öldürmede çok başarılı olduğumuz için o üste çıkabildi; şimdi de onu öldüremiyoruz çünkü ilaçlarımız rakiplerinin üzerinde etkiliydi. Bu bakteriler mutasyona uğramaya devam ederler ve antibiyotikleri çok fazla kullanırsak her zaman antibiyotiklerden etkilenmeyen bakterileri yaşatmış oluruz ve bu işlem böylece devam eder. Her neyse, yeterince konuştum, ama bunun etkileyici ,büyüleyici bir konu olduğunu düşünüyorum. Bunu biyoloji konusundaki ilk videom veya dersim olarak yapmak istedim. Çünkü biyoloji, yaşamın incelenmesidir ve yaşamın ne olduğu, virüslerin yaşıyor olup olmadığını tartışabilirsiniz. Ama gerçekten canlıları incelemek istiyorsanız, doğal seleksiyon dışında başka varsayım yapamazsınız. Canlıların DNA'sının olmadığı, başka bir kalıtsal bilgi sakladığı, başka türlü ürediği veya karbon tabanlı olmayıp silikon tabanlı olduğu bir gezegene gidebiliriz. O gezegendeki hayatı incelemeye kalkarsak biyoloji, DNA ve virüsler hakkında bildiğimiz her şey orada işe yaramaz olacaktır. Ama eğer biz bu kavramlardan birini, yani doğal seleksiyonu anladıysak, ortamın seçtiğini ve bunun aktif bir süreç olmadığını, sadece rastgele şeylerin olduğunu ve rastgele değişikliklerin rastgele seçildiğini ve uzun zamanda, çok çok uzun sürelerde ve bu değişikliklerin biriktiğini, ve oldukça önemli şeyler için biriktiğini anladıysak bu zaten çok büyük bir adımdır. Bu konu üzerinde başka bir videoda tekrar konuşuruz. Görüşmek üzere!
Biyoloji bölümünün hazırlanmasına destek olan kurum: Amgen Foundation