If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:10:09

Video açıklaması

Bu resmi bir yerde buldum ve gerçekten çok seviyorum. Kalbin vücudumuzda tam olarak nerede bulunduğunu çok net bir şekilde gösteriyor. Kalbin her iki taraftan kaburga kemikleriyle çevrelenmiş olduğunu görüyorsunuz, değil mi? Aslında, henüz çizmedim ama size akciğerlerin nerede olduğunu da göstermek istiyorum. Bu sağ akciğer ve bu taraftaki de sol akciğer. Burası kalbinizin bulunduğu yer: iki akciğerin arası. Sağ ve solu bu kalbin sahibinin bakış açısıyla söylüyorum. Yani bu onun solu ve sağı, bizim tam zıddımız. Kalp bu koruyucu çerçevede iki akciğerin tam olarak arasında bulunur. Kaburga kemikleri bütün bu önemli organları korumak için oradadır. Ve bunların aşağısında, Çizeyim, bütün bunların altında çok çok önemli bir kas vardır. İnsanlar bu kas hakkında pek konuşmazlar. Bu kas, jimnastik salonlarında insanların genellikle üzerinde çalıştıkları kaslardan değildir. Bu kasa diyafram denir. Yani diyafram kasınız ve kaburga kemikleriniz burayı çevreliyorlar, değil mi? Diyafram taban gibi işlev görürken, kaburga kemikleriniz de bir çeşit tavanı ve bu boşluğun duvarlarını oluşturuyor. Buraya baktığınızda, akciğerlerinizi ve kalbinizi göreceksiniz. Bütün bu boşluk sizin göğüs kafesiniz olarak adlandırılır. Peki, kalp tam olarak ne yapar? Hadi küçük bir alan oluşturalım ve kalbin yakınlaştırılmış haline bakalım. Burada sağ akciğerimiz ve diğer tarafta da sol akciğerimiz var. Bütün bunların kaburgaların içinde olması gerekir ama ben şimdi kaburgaları çizmeyeceğim çünkü kalbin kendisini görmeyi zorlaştırabilir. Kalbin tam olarak ne yaptığını düşünelim. Bunu yapmak için kendimizi küçük bir hücrenin yerine koyalım. Bu hücrenin bakış açısından bakalım. Burada bir hücre olalım. Bu sizsiniz. Ve vücudun herhangi bir parçasında olduğunuzu düşünebilirsiniz. Küçük bir ayak parmağı hücresi olduğunuzu varsayalım. Göreviniz tabi ki yaşamak ve mutlu olmaktır. Ve çok yakınınızda küçük bir kan damarınız var. Aslında vücudumuzdaki bütün hücrelerin yakınlarında küçük kan damarları vardır. Ve bu ayak parmağı sadece hayatını kazanmaya çalışıyor. Ayak parmağı hücrelerinin bazı şeylere ihtiyacı vardır, değil mi? Örneğin, oksijene ihtiyaçları vardır. Kolayca anlaşılsın diye beyazla yazacağım. Ayak parmağı hücrelerinin oksijene ve besine ihtiyacı olur, öyle değil mi? Yani hücrelerin yaşamak ve mutlu olmak için bazı şeylere ihtiyacı vardır. Ama aynı zamanda, hücreler atık da üretirler. Bir anlamda aynen bizim gibidirler, atıkları da vardır. Ve bu atıklar her türlü şeyden olabilir. Aklımızda bulunması gereken atıklardan birisi de karbondioksittir (CO2). Yani karbondioksit bu hücre için bir atıktır. Hücre atık üretiyor . Şuan için kan akışı olmadığını varsayalım. Yani yakınlarında bir kan damarı bulunmasına rağmen, akış olmuyor bu yüzden sadece “akış yok” yazacağım. Küçük hücre atık ürettiği için, bu atık … Şimdi tam buraya küçük toplar çizelim. Bunlar burada birikmeye başlayacaklar Çünkü kan akışı yok. Yani, ayak parmağı hücremiz resmen kendi atıkları içinde yüzüyor. Peki, diğer taraftan hücremiz besin ve oksijen alıyor mu? Hayır, bu iki şeyi de almıyor. Bu yüzden çok geçmeden, dakikalar içinde diyebilirim, bizim ayak parmağı hücremiz “Böyle yaşamak olmaz olsun!”, diyecek. Üzücü. Ve bu böyle devam ederse, ayak parmağı hücremiz ölebilir. O halde bir ayak parmağı hücresi neye ihtiyaç duyar veya bütün hücreler neye ihtiyaç duyar? Parmak hücresi, deri hücresi veya yaşayan herhangi bir hücre kan akışına ihtiyaç duyar, öyle değil mi? Hücreler kanın kolay ve sorunsuz bir şekilde akmasını ister. Ve akış olduğunda herşey daha farklı olur. Akış olduğunda birdenbire bütün atık maddeler kaldırılır ve götürülür. Birinin gelip çöpleri toplaması gibi... Böylece hiç çöp birikmez. Bu şekilde güzel bir akışınız olduğunda, buna karşılık olarak oksijen ve besinler gönderilir. Yani bu malzemeler de hücreye iletilmiş olur. Böylece aniden hücremiz çok çok çok mutlu olacaktır ve iyi bir şekilde yaşamaya devam edecektir. Yani, eğer gerçekten vücudunuzdaki bütün hücrelerin buradaki hücre gibi yaşamasını istiyorsanız, vücudunuzda cidden baştan başa iyi bir kan akışı olmalı. Gerçekten ihtiyacınız olan şey, kanı sürekli vücüda itecek ve geri çekecek bir şey. O halde, milyarlarca, milyarlarca hücre söz konusu olduğunda, bunu yapmak için oldukça güçlü bir pompaya ihtiyacınız olur, öyle değil mi? Vücuttan bütün kanı çekebilecek ve sonra tekrar geri itebilecek bir şey... İşte bu kalbin olma sebebidir. Kalbin yaptığı şey de tam budur. Kalp inanılmaz bir pompadır, kanı iter ve böylelikle iyi bir kan akışınız olur. Ve bunu, görevler bölümüne bir numaralı görev olarak yazıyorum. Buradakiler kalbin görevleri... O halde, görevler ... Birinci görev kan akışı olacak. Sistemik akış yazacağım. Sistemik akış. Sistemik demekle bütün vücudu kastediyorum. Bu kelimeyi söylediğimde anlayın ki bütün vücuttan bahsediyorum. Vücuttaki bütün hücreler. bunun tam olarak nasıl olduğunu bu resim üzerinde görebilirsiniz. Burada dev bir damarınız var, bu bir damar bir atardamarınız var. Bu bir atardamar. Ve kan aslında atardamar boyunca gidiyor, bu yöne doğru. Ve sonra bu iki damara geliyor. Yukarıda olana üst ana toplardamar deniyor. Bu damarın adı. Ve burada, aşağıdakine de.. Siz onu göremiyorsunuz çünkü o kalbin diğer tarafında, ama bir başka damar daha var ve ona da alt ana toplardamar deniyor. Ve bu iki damar, bu da bir damardır, ikisi bütün vücuttaki kanı kalbin içine çekiyorlar. Daha sonra, kalp bu kanı tekrar geri pompalamaya hazır olduğunda, kan bu atardamara gidiyor. Bu atardamarın ismi aort. Aort ismini mutlaka duymuşsunuzdur, insanların hakkında konuştuğu atardamar bu. Fakat bu kalbin tek görevi değildir. Kalbin ikinci görevi de aslında yine bu resme bakınca görebilirsiniz pulmoner akış olarak adlandırılır. Pulmoner akım. Yani bu ne demek oluyor? Hücrelerin oksijen istediğini biliyoruz, değil mi? Bunu öğrendik. Ve bir sürü karbondioksit atığı var. Kan dolaşımını sağlamak gerekiyor. Fakat, eğer bu karbondioksitten kurtulamaz veya yeni oksijen getiremezseniz, hücre yine çok mutlu olamayacaktır. Demek istediğim, kan akışınız olur, ama bir noktada hücrenin oksijene de ihtiyacı olacaktır. Ve bu karbondioksitten kurtulmak isteyecektir. İşte tam bu noktada akciğerler devreye giriyor. kalp, aorta kanı göndermeden, ve vücuda kanı geri dağıtmadan önce kanı akciğerlere gönderir. Böylece kan sol ve sağ akciğere gelmiş olur. Sonra kan sağ akciğerden ve sol akciğerden geri gelerek tekrar kalbe gönderilir. Sonra aort boyunca sıkıştırılır. Yani burada ekstra küçük bir adım var. Kan akciğerlere gider ve oradan geri gelir. Pulmoner akım budur. Son olarak, bu resme baktığınızda, fark etmişsinizdir burada, tüm kalp üzerinde bir çeşit kıvrımlı küçük kan damarları vardır. Bunlar tam olarak nedir? Demek istediğim, hem kırmızı olanları var hem de mavi olanları var. Mavi olanlar toplardamarlar, kırmızı olanlar da atardamarlardır. Yalnız bunlar sistemik akışın mı, pulmoner akışın mı, yoksa başka bir şeyin mi parçalarıdır? Bu damarların hepsi koroner damarlar olarak adlandırılır. Özellikle, koroner atardamar veya koroner toplardamar hakkında bir şeyler duymuş olabilirsiniz, bunların hepsine birlikte koroner kan damarları diyebilirsiniz. Buraya kan kelimesini ekleyeceğim. Bu koroner kan damarları aslında kalp kaslarına hizmet ediyorlar. Demek istediğim kalp kasının binlerce, binlerce, hatta on binlerce hücreden oluştuğunu ve bu hücrelerinde aynı bizim çizdiğimiz küçük ayak parmağı hücremiz gibi oksijene ve besinlere ihtiyaçları olduğunu ve bu hücrelerin de atıklarının oluştuğunu hatırlayalım. Yani, bu hücreler de ihtiyaçlarını karşılayacak kan damarlarına ihtiyaç duyarlar. Koroner kan damarlarının görevi de budur. Bunlar tam anlamıyla kalbe giden ve ona hizmet eden kan damarlarıdır. Şimdi bu kan damarları kalp kaslarına ve kalp hücrelerine hizmet ediyorlarsa, bunların sistemik akışa mı, yoksa pulmoner akışa mı girdiklerini bir düşünün. Eğer asıl görev hücrelerin ihtiyaçlarına hizmet etmekse, o zaman koroner damarlar sistemik akış kategorisine giriyorlar.
Biyoloji bölümünün hazırlanmasına destek olan kurum: Amgen Foundation