Eğer bu mesajı görüyorsanız, web sitemizde dış kaynakları yükleme sorunu yaşıyoruz demektir.

If you're behind a web filter, please make sure that the domains *.kastatic.org and *.kasandbox.org are unblocked.

Ana içerik

Kalp Yetmezliğine Genel Bakış

Kalp yetmezliği nedir?

Elizabeth Taylor (aktris), Jim Morrison (senarist, şair, şarkı sözü yazarı), River Phoenix (aktör, çevre gönüllüsü), Isaac Asimov (bilim insanı, tarihçi, roman yazarı), Boris Yeltsin (siyasetçi), Andre the Giant (güreşçi, aktör)... ve liste, bu şekilde uzayıp gidiyor. Bu ünlülerin ve daha milyonlarca insanın ortak özelliği kalp yetmezliğinden ölmüş olmaları. Kalp yetmezliği, kalbinizin yeterince kan pompalayamadığı, bunun sonucunda da vücudunuzun kan ve oksijen ihtiyaçlarını karşılayamadığı anlamına gelir. Akciğerlerde ve/veya vücudunuzda ödem oluşması hastalığın önemli belirtilerinden biri olduğu için bu hastalığa konjestif (birikme, tıkanma yapan) kalp yetmezliği de denir.

Kalp nasıl çalışır?

Kalbimiz dolaşım sistemimizi (kalbimiz, atardamarlarımız, kılcal damarlarımız ve toplardamarlarımızdan oluşan kan taşıma sistemi) kullanarak vücudumuzun bütün bölgelerine kan gönderen kaslı bir organdır. Kalp dört odacıktan oluşur. Kalbin üst kısmındaki, kulakçık adı verilen iki odacık, alt kısmındaki karıncık adı verilen iki odacıkla birleşiktir. Sağ kulakçık ve karıncık, sol kulakçık ve karıncıktan bir iç duvar sayesinde ayrılır. Kalp, kan pompaladıkça dolaşımdan kulakçığa gelen kan karıncıklara akar. Sağ karıncık kanı kalpten akciğerlere gönderirken, sol karıncık kanı, vücudun diğer doku ve organlarına gönderir. Akciğerlere kan pompalamak vücudun tümüne kan pompalamaya göre daha basit olduğu için, sol karıncığın kas duvarı sağ karıncığa göre daha kalındır.
Kan, kalbimizde dolaşırken belirli bir yol izler. Sağ karıncık aracılığıyla kalbimizden akciğerlerimize pompalanan kan; akciğerlerde oksijenlenir, buradan önce sol kulakçığa daha sonra sağ karıncığa gelir, sağ kulakçıktan dolaşım sisteminize pompalanır, bütün vücuda dağıldıktan sonra tekrar kalbe gelir ve sağ kulakçıktan başlayarak döngüsüne devam eder. Kalp odacıkları arasında bulunan tek yönlü kapaklar kanın doğru yönde akmasını sağlar. Bu kapıların yaprağa benzeyen kanatları kanın pompalandığı yönde açılır ve kanın geri akmasını engellemek için hemen kapanır. Kalp sesleri atriyoventriküler kapakların kapanmasının ardından semilunar kapakların kapanmasıyla duyulur. Kanın kalbinizdeki döngüsü iki evrede gerçekleşir: diyastol, karıncıkların genişleyerek kulakçıklardan gelen kan akışına izin verdiği evre; sistol, karıncıkların kasılarak, kanı aorta ve akciğer atardamarına verdiği evre. Bu iki evre birleşerek bir kardiyak döngüsünü (kalp döngüsü) veya bir kalp atışını meydana getirir.
Doktorlar kalbimizin ne kadar iyi çalıştığını görmek için bir veya birden fazla fiziksel ölçüme başvurmaktadır. Kalp debisi (kalbimizin dolaşım sistemimize bir dakikada pompaladığı kan miktarı), atım hacmi (sol karıncıktan her bir kalp atışında pompalanan kan miktarı) ve ejeksiyon fraksiyonu (her bir kalp atışında kanın, karıncıklar yoluyla kalpten pompalanan oranı, kalbin kasılma gücü) bu ölçümler arasında gösterilebilir. Sağlıklı bir yetişkinin kalp debisi 4-8L/dakika, atım hacmi 55-100mL, ejeksiyon fraksiyonu ise %55-70 değerleri arasındadır.

Kalp yetersiz kaldığında neler ters gidebilir?

Kalp yetmezliği; kalp krizi, yüksek kan basıncı, koroner atardamar hastalıkları veya enfeksiyon gibi kalbe zarar veren, kalbin kan pompalama işlevini azaltan veya kalbi zayıflatan herhangi bir durum sonucunda ortaya çıkabilir. Başlangıçta kalbiniz kas kütlesini artırarak, genişleyerek ve daha hızlı atmaya başlayarak azalan kalp debisini telafi etmeye çalışır. Bu değişiklikler vücudunuzun azalan kalp debisine uyum sağlaması için dolaşım sisteminde de meydana gelebilir. Örneğin kalbin azalan gücünü giderebilmek için kan damarları daralarak kan basıncını artırır ve böbrekler gibi birincil öneme sahip olmayan doku ve organlara giden kan akışını azaltılır. Zamanla, artmış iş gücü kalp kasında değişikliklere yol açar (yeniden şekillenme), kalbi sertleştirir ve ayrıca kalbin etkili bir şekilde kan pompalama yetisini azaltarak kalp yetmezliği tablosunu daha da kötüleştirir. Vücudun artan oksijen ve kan ihtiyacı için kalbimiz çabalamaya devam ettikçe kalp yetmezliğinin önemli belirti ve işaretleri görülmeye başlanır.
Kalp yetmezliği kalbin sol tarafında, sağ tarafında veya her iki tarafında da görülebilir. Sol karıncık, kalbin iki pompasından daha güçlü olanıdır. Sol tarafta kalp yetmezliği görülmesi daha yaygın bir durumdur ve ilerleyen zamanlarda sağ tarafta da yetersizliğe neden olabilir.
Sol kalp yetmezliği: İki çeşit sol kalp yetmezliği vardır: sistolik kalp yetmezliği ve diyastolik kalp yetmezliği. Sol karıncığın kas duvarının kasılma işlevinde meydana gelen bir bozukluğun kalbin kan pompalama eyleminde aksaklıklara yol açması sonucu sistolik kalp yetmezliği oluşur. Bu durum ejeksiyon fraksiyonunun normal değerlerin altına düşmesine ve zamanla karıncığın genişlemesine neden olur. Diyastolik kalp yetmezliği sol karıncığın kas duvarının, çok fazla sertleştiği için genişleyemediği durumlarda gerçekleşir. Bu rahatsızlık kalbin düzgünce dolmasını engeller; ejeksiyon fraksiyonu normal değerler arasında kalsa da atım hacmi azalır. İşlev bozukluğu ne olursa olsun, sol kalp yetmezliği kalbin dolaşım sistemine yeterli miktarda kan gönderememesine, buna bağlı olarak da vücudun ihtiyaçlarını karşılayamamasına neden olur. Kalp içindeki basıncın artması ise kanın pulmoner (küçük) dolaşıma geri dönmesine yol açarak akciğerlerinizde tıkanmaya neden olur.
Sağ kalp yetmezliği: Bu durum genellikle sol kalp yetmezliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Kalbinizin sol tarafı yetersiz kaldığında sağ taraf üzerindeki baskı artar. Zamanla kalbinizin sağ tarafı da hasar görür ve kan pompalamakta yetersiz kalır. Bunun sonucunda kan; dolaşım sistemine geri dönerek uzuvlarınızda (özellikle bacaklarınızda, ayak bileklerinizde ve ayaklarınızda), karnınızda ve karaciğerinizin etrafında ödem oluşmasına neden olur.
Kalp debisinin ve kan tedariğinin azalmasının çeşitli organ ve dokular üzerindeki etkilerinden bazıları şunlardır:
  • Kalp hızını artırmak, kan basıncını yükseltmek ve damarları daraltmakla sorumlu olan sempatik sinir sisteminin aktive olması ile kalbin atım hızı (nabız) artar. Kalbin daha hızlı atması, kalp debisinin devamlılığını sağlamak anlamına gelse de, kalbin iş yükünün artması ve daha çok oksijene ihtiyaç duyması demektir- artan kardiyak perfüzyon ihtiyacı koroner hastalıkların durumunu kötüleştirebilir, kalp kasını uyararak genişlemesine sebep olabilir ve hatta aritmilere sebep olabilir.
  • Sempatik sinir sistemi aktivasysonucu kan basıncı artar (kalbin iş yükünün artmasına sebep olur).
  • Sempatik sinir sistemi aktivitesine karşılık; böbreklerden sıvının geri emilimini artıran kan hacminin ve basıncının artmasına sebep olan antidiüretik hormon salgısı artar.
  • Böbreğe giden azalmış kan akışı, sodyumun böbreklerden emilimini artıran, kandaki tuz ve su dengesini düzenleyen bir hormon olan aldosteronun salgılanmasını uyarır ve böylelikle tuz ile birlikte böbreklerden sıvının geri emilimi de artar.
  • Kronik olarak vücutta yüksek miktarlarda bulunan katekolaminler, renin, anjiyotensin ve aldosteron gibi hormonlar kalp kasının yeniden şekillenmesine sebep olurlar.
  • Kalbi besleyen damarlardan kalbe iletilen oksijenin azalması ile birlikte kalp kası atrofiye uğrar ve kas gücü azalır.
  • Karaciğerden kalbe giden damarlarda tıkanıklık olmasıyla beraber karaciğer fonksiyonları bozulur ve sarılık görülür.

Kalp yetmezliği belirtileri ve işaretleri

Kalp yetmezliği belirli bir hastalıktan çok, bir dizi işaret ve belirtinin görülmesine sebep olan klinik bir sendromdur. Bu belirtilerin ortaya çıkış sebebi kalbin belirli bir işlev bozukluğuna veya altta yatan başka durumlara bağlıdır. Kalp yetmezliğinde en çok görülen belirtiler, yatarken veya egzersiz sonrası artan nefes darlığı, yorgunluk, halsizlik ve bacak ve ayaklarda şişmedir. Bu belirtiler kalp yetmezliğinin yanı sıra aritmi veya pulmoner emboli gibi diğer kalp ve akciğer hastalıklarında da karşımıza çıkabilir. Kalbin işlev bozukluğunun sağ veya sol tarafta olması da bu belirtilerin ortaya çıkmasında rol oynayan büyük bir etkendir.
Sol kalp yetmezliği, kalp debisinin azalması sonucu vücudun doku ve organlarına giden kanın azalmasıdır. Ortaya çıkan ilk belirtiler, vücut sıvısının artması ve akciğerlerde gaz değişiminin bozulmasıdır. Nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, ortopne (yatar pozisyonda meydana gelen nefes darlığı), paroksismal noktürnal dispne (gece uykudan uyandıran ciddi nefes darlığı ve öksürük atakları) ve akciğerleri dinlerken duyulan çıtırtı sesine benzer sesler sol kalp yetmezliğinin tipik belirtilerindendir. Azalan kalp debisi vücuda giden oksijenli kanı yeterli şekilde dağıtamadığı zaman yorgunluk ortaya çıkar ve doktorunuz, kalp genişlediğinde, kalp içi basınç arttığında veya kalp kapakçıklarının düzgün çalışmaması durumunda kalbi dinlerken anormal sesler duyabilir. Kalp yetmezliğinin ileri durumlarında siyanoz (mavi veya mor renkli deri), soğuk ve nemli el ve ayaklar, halsizlik ve baş dönmesi gibi doku ve organlara yeteri kadar gitmeyen oksijene bağlı olarak oluşan belirtiler görebilirsiniz.
Sağ kalp yetmezliği her 20 vakadan biri olarak görülür ve genellikle sol kalp yetmezliği sonucunda gelişir. Belirtilerin çoğu organ ve dokulardaki ödeme bağlıdır. Özellikle, periferik kapiler (kılcal) yatakların tıkanması sonucu deri altında (periferal) ödem ve sıvının yerçekimi etkisiyle yer değiştirmesi gözlenebilir. Örneğin, ayaktayken ayak ve bileklerde şişkinlikler görülürken, yatar pozisyonda sıvı sırta doğru hareket eder (sakral ödem) ve orada birikir. Ayaklarda biriken ödem geceleri noktüriye (gece boyunca birçok defa tuvalete gitme ihtiyacı) sebep olabilir. Bunun olmasının sebebi, gün boyu ayaklarda biriken ödemin yattığınız zaman tekrar kan dolaşımına verilmesi ve böbreklere giden sıvı miktarının artması sonucu idrar miktarının artmasıdır. Sağ kalp yetmezliğinin ağır görüldüğü durumlarda, vücutta gode bırakan ödem oluşumuna (karın boşluğundaki ödem sebebiyle karın bölgesinin şişmesi) veya karaciğerde ödem görülmesine sebep olabilir.

Kalp yetmezliğinin nedenleri nelerdir?

Bir veya birden fazla koroner atadamarın (kalbe oksijen ve kan sağlayan atardamarlar) tıkanmasına bağlı birçok durum ve hastalık, kalp yetmezliğine sebep olabilir, bunlar arasında en sık görülen durum, kalp krizidir. Kalp kasının oksijensiz kalması kalıcı hasarlar oluşturarak kalbi yetmezliğe götürebilir. Yüksek kan basıncı veya hipertansiyon, kalp yetmezliğinin ikinci en sık görülen sebebi olarak karşımıza çıkar. Diğer risk faktörlerinin arasında kalp kapakçıklarının hastalıkları, kalp veya akciğer enfeksiyonları, aşırı alkol veya uyuşturucu kullanımı, diyabet, sigara içmek, yüksek kolesterol seviyesi, tiroid bezinin fazla çalışması, anemi ve doğumsal kalp hastalıkları bulunur.

Kalp yetmezliğine sahip olmanızın ihtimali nedir?

Kalp yetmezliği çok yaygın bir sağlık problemidir. 2010'da dünya üzerinde 40 milyon kişinin kalp yetmezliği ile yaşadığı biliniyor1. Her beş kişiden birinin hayatının bir noktasında kalp yetmezliği yaşayacağı tahmin ediliyor2. Yüksek kan basıncı ve koroner atardamar hastalıkları gibi kalp yetmezliğine sebep olan belirtiler yaş ilerledikçe arttığı için, kalp yetmezliği ileri yaşlarda daha sık görülür. Tüm kardiyovasküler hastalıkların en son evresi kalp yetmezliği olduğu için de, kalp hastalıklarına bulunan çözümler geliştikçe kalp yetmezliği de artmaktadır. Ancak ne yazık ki mevcut tedaviler sürekli gelişse de kalp yetmezliği günümüzde birçok ciddi hastalık ve ölüme sebep oluyor ve kalp yetmezliği teşhisi konulan hastaların yarısı dört yıl içinde hayatlarını kaybediyorlar.3

Kalp yetmezliği nasıl engellenir?

Risk faktörlerini azaltmak, kalp yetmezliğini engellemenin en başarılı yöntemidir. Örneğin, yüksek kan basıncını ve diyabeti kontrol altında tutmak, sağlıklı kolesterol seviyelerini devam ettirmek, sigara içmemek, sağlıklı gıdalar ile beslenmek, fiziksel aktiviteye önem vermek, hayatınızdaki stresi azaltmak ve bunun gibi durumlar için gerekli olan ilaçları almak kalp yetmezliği riskinizi azaltacaktır.

Kalp yetmezliği tanısı nasıl konur ve tedavi nasıl yapılır?

Kalp yetmezliği tanısı: Kalp yetmezliği tanısı için özel bir test yoktur. Doktorunuz öncelikle hastalık geçmişinizi öğrenmekle başlar, karşılaştığınız belirtileri ve risk faktörlerinizi gözden geçirir, anormal kalp seslerini ve tıkanıklık ile ilgili bulguları değerlendirmek için sizi muayene eder. Kalbi etkileyecek olan karaciğer, tiroid hastalıkları gibi durumlar için kan testi vermeniz gerekebilir. Bunların yanı sıra doktorunuz akciğerlerinizin ve kalbinizin durumlarına bakabilmek için sizden birtakım görüntüleme testleri isteyebilir. Bu testlerin arasında röntgen, bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntülemesi (MRI) sayılabilir ve bunların tamamı kalbin genişleyip genişlemediğini görmek, akciğerlerde sıvı birikimi olup olmadığını kontrol etmek, kalple ilgili diğer durumları görebilmek ve tanısını koyabilmek için yapılmaktadır. Kalbin elektriksel aktivitesine bakmak ve ritim değişikliklerini görebilmek için elektrokardiyogram; sistolik ve diyastolik kalp yetmezliğini ayırt etmek, kapakçık ve diğer kalp anormallikleri olup olmadığını kontrol etmek için ekokardiyogram; kalbin pompalama fonksiyonunu değerlendirmek, kalp yetmezliğini derecelendirebilmek ve tedavi için gerekli bilgileri edinmek için ejeksiyon fraksiyonunun ölçülmesi (ekokardiyogram veya diğer yöntemlerle); kalbin egzersize verdiği yanıtı görebilmek için yürüyüş bandı veya idman bisikleti ile yapılan stres testleri; damarların daralıp daralmadığını görmek, sol karıncığın kasılma gücünü değerlendirmek ve kalp kapakçıklıklarının sağlık durumunu incelemek için koroner anjiyogram ve ventrikülogram ve kalp yetmezliğine sebep olan kalp kası hastalıklarını bulmak için kalp kası biyopsisi uygulanan diğer testlerdir.
Kalp yetmezliğinin tedavisi: Kalp yetmezliği tedavisinin iki önemli amacı vardır: Belirtileri yöneterek, kalp işlevlerini en iyi seviyede tutup hastane ihtiyacını en aza indirmek ve insanların daha uzun süre yaşamasını sağlamak. Kalp kası zarar gördüğü zaman durumu geri çevirmek mümkün değildir, ancak bu zararın ilerleme hızını azaltmak ve hastanın belirtilerini hafifletmek için kullanılan birçok yöntem mevcuttur.
Kalp yetmezliğini tedavisinde ilk yaklaşım, genellikle altta yatan sebeplerin tedavisidir. Bunların içinde hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi yağların sebep olduğu durumların, aritmilerin, obezitenin, diyabetin, anemi veya tiroid hastalıklarının tedavisi vardır. Günlük hayatta karşılaşılan stresi azaltmak, sağlıklı yiyecekler yemek, alkol kullanımını azaltmak, kilo vermek ve sigarayı bırakmak gibi yaşam tarzında değişiklikler yapmak da kalp sağlığını geliştirmek için önerilen stratejiler arasındadır.
Kalp yetmezliği olan hastalarının birçoğu, kalp işlevlerinin en iyi şekilde devam etmesi ve kan akışının düzenlenmesi için iki veya daha fazla çeşit ilaçla tedavi edilir. Bu ilaçların esas amaçları damarları genişletmek, kalp kasının pompa görevini iyileştirmek ve ödemi azaltmaktır. Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri, beta blokerler, diüretikler, aldosteron antagonistleri, inotroplar ve digitalis (digoxin) gibi farklı sınıflara ait ilaçlar kalp yetmezliğini tedavi etmek için kullanılabilir. Bunların dışında doktorunuz göğüs ağrısını hafifletmek veya kan pıhtısı oluşumunu engellemeye yardımcı birtakım ilaçlar da yazabilir.
Son olarak, kalp yetmezliğinin tedavisi veya altta yatan sebeplerin tedavisi için birçok cerrahi seçenek de bulunmaktadır. Koroner atardamar bypass grefti veya anjiyoplasti (tıkanmış olan atardamarı genişletme), kalp pili yerleştirme, yapay kalp kapakçığı, kalp nakli, kalbin pompalamasını artırmak için sol karıncığa yerleştirilen aletler ve kalbin boyutunu küçülterek kalbin işleyişini düzenlemek için yapılan kalp rekonstrüksiyon ameliyatları bunlardan birkaçıdır.

Aşağıdakileri de göz önünde bulundurun:

Vücut, kalp yetmezliğine karşı koymak için birçok mekanizmayı harekete geçirse bile, bazı zamanlarda azalan kan akışı sebebiyle vücudun ihtiyacı olan oksijen karşılanamaz. Oksijeni azalan beyin, böbrekler ve kalp gibi organların dokularında iskemi meydana gelir ve organlar zarar görmeye başlar. Konjestif kalp yetmezliği olan birçok hasta, böbrek hasarı ve kanda nitrojen artması sonucu hastaneye gelir. Böbreklerin ana işlevi kanı filtrelemektir ve bu mekanizma ancak oksijen ve besin olduğu zamanlarda düzgün bir şekilde çalışmaktadır. Böbreğe yeteri kadar kan gitmediği durumlarda filtreleme kapasitesi düşer ve böbrek fonksiyonları azalır. Bu durum kanda nitrojen ve atık ürünlerin birikmesine yol açar.

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.