If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:9:20

Video açıklaması

Ateşle haberleşme, şüphesiz ki en eski bilgi iletim teknolojilerinden biri. Tarihi, belki de ateşin ilk kez kontrollü olarak kullanıldığı çağlara kadar uzanıyor. Ateşle haberleşme, bir kişinin başka birinin inanış durumunu belli bir mesafeden etkileyebilmesini mümkün kılıyor. Çünkü bir şeyin varlığıyla yokluğunu ayırt edebilme yeteneğimiz sayesinde iki inanış durumunun birinden diğerine geçebiliyoruz. Yani bir fark iki durum yaratıyor. Tarihe baktığımızda bu özelliğin askeri güçler için çok büyük önem taşıdığını görüyorüz. Zira etkili iletişim bir ordu için hayati derecede önemlidir. Kadmos adlı Yunan efsanesinden bahsederek başlayalım. Kadmos, Fenike alfabesini Yunanistan'a getiren Fenike Prensi' ydi. Fenike harflerinden türeyen Yunan alfabesi hafif ve ucuz bir malzeme olan papirüsle bir araya gelince gücün ruhban sınıfından asker sınıfına kaymasında etkili oldu. Yunan askeri tarihi, iletişim alanındaki ilk ilerlemelerin haberleşme meşalelerine dayandığına dair açık deliller sunuyor. Polybius (Polibus), milattan önce 200 yılında doğmuş bir Yunan tarihçisiydi. Dönemin iletişim teknolojileriyle ilgili hazine değerinde bilgiler içeren "Tarihler" adlı eserin de yazarıydı. Polybius, eserinde şöyle diyor: "Doğru zamanda harekete geçmenin getirdiği güç, girişimlerin başarısı üzerinde çok büyük etkiye sahiptir. Ve bunu yapmamıza yardımcı olan gereçler arasında en verimli olanı ateş sinyalleridir." Fakat Polybius, ateş sinyallerinin kısıtlılığından da haberdardı. Bunu şu cümlelerinden anlıyoruz: "Bir ateş sinyali, anlamını bilen kişiler tarafından bir filonun şehre ulaştığı bilgisini aktarmak için kullanılabilir. Fakat iş bir vatandaşın ihanetten suçlu bulunması veya şehirde bir katliam yapılması gibi sıklıkla gerçekleşen ... fakat her zaman ön görülemeyen olayların aktarılmasına gelince, ateş sinyalleri yetersiz kalır." Muhtemel iletiler uzayı küçükse ateş sinyalleri çok iyi iş görür. Örneğin 'düşman şehre ulaştı' veya 'ulaşmadı' bilgisi tek bir ateş sinyaliyle iletilebilir. Fakat 'tüm muhtemel iletilerin toplam sayısı' anlamına gelen ileti uzayı büyüdükçe iletilmesi gereken fark sayısı çok büyük seviyelere ulaşabilir. Yine Tarihler adlı eserinde Polybius, Aineias Taktikus (Ayniyas Taktikus). tarafından geliştirilen bir teknolojiyi tarif ediyor. M.Ö 4. yy 'da yaşamış olan Aineias Taktikus, savaş sanatı üzerine eser veren ilk Yunan yazarlardan biri. Polybius, Taktikus'un teknolojisini şöyle anlatyor: "Acil bir haberi birbirlerine ateş yoluyla iletmek isteyen kişiler, genişlikleri ve derinlikleri tam olarak aynı olan iki su kabı edinir. Bu kapların ortasına da eşit aralıklı çizgilerle işaretlenmiş birer çubuk daldırırlar. Her bir çizgi bir diğerinden net bir şekilde ayrılmıştır ve bir Yunan harfini temsil eder. Her bir harf de anlam tablosundaki tek bir iletiye karşılık gelir. Bu iletiler savaşta en sık karşılaşılan olayları içerir." Polybius 'un aktardığına göre bu sistemde iletişim şöyle sağlanıyordu: "Önce gönderici bir ileti göndereceğinin haberini vermek için, meşalesini kaldırıyordu. Ardından alıcı kendi meşalesini kaldırarak iletiyi almaya hazır olduğunu bildiriyordu. Sonra gönderici meşalesini indiriyor ve her ikisi de kaplarının altındaki eşit çaplı delikleri açarak içindeki suyu boşaltmaya başlıyordu. Gönderici, iletmek istediğ iletiye ulaştığında meşalesini tekrar kaldırarak su akışını durdurmalarını gerektiği sinyalini veriyordu. Böylece kaplardaki su seviyelerinin eşitliği bozulmuyor ve bir ileti paylaşılmış oluyordu. Bu dahiyane yöntemde iletilerin gönderilmesi için zamandaki farklardan faydalanılıyordu. Fakat bu teknolojide ifade yeteneği sınırlıydı. Bunun başlıca sebebi de hızının düşük olmasıydı. Polybius bu sistemin ardından aslen Demokritus tarafından icat edilen daha yeni bir yönteme değiniyor. Bu yeni yöntemin kendisinin mükemmelleştirdiğini ve yöntemin her tür acil iletiyi isabetli bir şekilde gönderecek yetenek ve kesinliğe sahip olduğunu iddia ediyor. Günümüzde 'Polybius Karesi' olarak bilinen yöntem, şöyle çalışıyor: Aralarında belli bir mesafe olan iki kişi Onar adet meşaleye sahip. Bu onar meşale, her iki kişide de beşerli ikişer grup halinde dizili. Başlamak için gönderici, bir meşaleyi havaya kaldırıyor ve alıcının yanıt vermesini bekliyor. Alıcı yanıt verince gönderici her iki meşale grubundan belli bir sayıda meşaleyi yakıp havaya kaldırıyor. Sonra alıcı, ilk beşli gruptaki yanan beşli gruptaki meşaleleri sayıyor. Bu ilk sayı ,her iki kişide de yer alan alfebetik bir tablonun satır konumunu veriyor. İkinci meşale grubunda yanan meşale sayısıysa aynı tablonun sütun konumuna karşılık geliyor. Satır ve sütun numaralırının kesiştiği kare, gönderilen harfi belirliyor. Bu yöntem iki sembolün iletimi gibi düşünülebilir. Beşerli her meşale grubu bir sembolü ifade ediyor. Ve her bir sembol Bir meşaleden beş meşaleye kadar değişebilen beş farkla sınırlı. Bu iki sembol bir araya geldiğinde 5+5 değil, 5x5 yani 25 muhtemel fark ortaya çıkıyor. Bu çarpma işlemi, konumuzun kombinasyonlarla yakından ilişkili olduğunun ispatı niteliğinde. Bu ilişki M.Ö 6. yy Hindistanı'na ait Şuşurta' ya atfedilen bir tıp metninde de ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Altı farklı baharat kullanılarak kaç farklı lezzet elde edilebilir? Şimdi bu karşılaştırma işlemi, 6 adet soruya indirgenebilir A yı ekliyor muyuz? evet veya hayır B yi ekliyor muyuz? C yi ekliyor muyuz? D yi? E yi? F yi? Fark ettiyseniz bu işlem muhtemel cevap dizilimlerinden oluşan bir ağaç meydana getiriyor. 2 kere 2 kere 2 kere 2 kere 2 kere 2 eşittir 64 o halde 64 farklı cevap dizisi mümkün. Şunu bilin; Eğer elimizde n tane evet hayır sorusu varsa 2 üzeri n tane cevap dizisi mümkün demektir Francis Bacon, 1605 yılında alfabenin tüm harflerinin yalnızca tek bir fark kullanılarak iletilebileceğini açık bir şekilde anlatmış. Bacon, bunu mümkün kılan çift taraflı şifreyle ilgili olarak şu ünlü satırları yazmış: "2 harfin 5 hane içersindeki kombinasyonları, 32 adet farkın oluşması için yeterli olacaktır." Bu olanak sayesinde insanoğlunun zihnindeki kasıtları sadece 2 fark oluşturabilen nesnelerle ifade ve işaret etmesi aradaki mesafe ne olursa olsun, mümkün olmaktadır. Alfabedeki tüm harflerin sadece tek bir fark kullanarak iletebilmeye olanak sağlayan bu basit fikir, 1608'de Lippershey ve 1609'da Galileo'nun teleskopu icat etmeleriyle 17. yy 'da pratik bir kullanım alanı buldu. Çünkü, teleskop sayesinde insan gözünün yakınlaştırma gücü, büyük bir hızla önce üçe, sonra sekize ve otuz üçe katlanmıştı. Ve bu yakınlaştırma katsayısı artmaya devam ediyordu. Bu sayede tek bir fark, çok daha büyük mesafeden gözlemlenebilir hale gelmişti. 1684 yılında, İngiliz bir polimat olan yani birden fazla branşta ihtisas sahibi olmuş bilge biri olan, Robert Hooke mercekleri kullanarak insan gözünün yeteneklerini artırmaya çalışmaktaydı. Hooke, o yıl şu sözleriyle kraliyet cemiyetini karıştırdı: "Küçük bir çalışmayla Londra'dan gösterilen bir harf, 1 dakika içersinde Paris'ten görülebilir." Bu sözleri, farkların daha büyük mesafelerde daha verimli şekilde iletilmesini amaçlayan bir icatlar silsilesi izledi. 1795'te icat edilen bir teknoloji,tek bir farkla her tür bilginini iletilebilmesi konusunda kusursuz bir örnek teşkil etti. Lord George Murray 'in panjurlu telegrafı Napolyon'un teşkil ettiği tehdite karşı İngiltere'nin bir tepkisi niteliğindeydi. Bu icat açık veya kapalı olarak ayarlanabilen 6 adet döner panjurdan oluşuyordu. Burada her bir panjur, bir fark olarak düşünülebilir. 6 panjur demek 6 adet açık mı kapalı mı sorusu anlamına gelir. Bu da bize toplamda 2 üzeri 6 eşittir 64 fark sağlar ki, bu sayı tüm harfleri ve rakamları ifade etmeye yeter de artar bile. Fark ettiyseniz, panjurlu telegrafı her gözlemlediğimizde aslında bir seçim ağcını oluşturan 64 muhtemel yoldan birini gözlemlemiş oluyoruz. Artık teleskobun icatıyla da birlikte, harfleri kuleler arasında muazzam mesafelere göndermek mümkün hale gelmişti. Ne var ki, 1824' te yapılan bir gözlem, devrimsel bir teknolojinin doğuşuna neden olacaktı. Bu teknoloji iletilmek istenen farkların sinyal kulelerin arasında aşmaları gereken mesafeleri sonsuza dek değiştirerek bizi bilgi çağına ışınlayan fikirlerin oluşmasını sağlayacaktı.